Parse error: syntax error, unexpected '-', expecting '}' in D:\inetpub\vhosts\dolphintherapy.eu\httpdocs\bb\global.php(330) : eval()'d code on line 7
Parse error: syntax error, unexpected '-', expecting '}' in D:\inetpub\vhosts\dolphintherapy.eu\httpdocs\bb\global.php(438) : eval()'d code on line 5
Parse error: syntax error, unexpected '-', expecting '}' in D:\inetpub\vhosts\dolphintherapy.eu\httpdocs\bb\global.php(500) : eval()'d code on line 6
http://www.dolphintherapy.eu/bb/
Fri, 30 Jul 2010 16:22:35 +0300MyBB
http://www.dolphintherapy.eu/bb/showthread.php?tid=223
Tue, 13 Jul 2010 10:43:17 +0300http://www.dolphintherapy.eu/bb/showthread.php?tid=223
Wir sind schon angekommen und wir möchten uns bei Ihnen alles bedanken.
Wir haben uns in Antalya sehr gut gefühlt. Die Delfintherapie war sehr gut, die Kollegen waren wirklich sehr freundlich, hilfsbereit und nett mit uns.
Wir begrüßen die Anderen, Yunus, Secil, Nazire, Eliane (wenn sie noch dort ist) … auch!!!
Die Mutti hat gesagt, daß Misi fröhlicher ist. Er kann besser konzentrieren, er bedankt sich alles, (er hat es früher nicht gemacht), er achtet die andere Leute besser.
Und er begann sich selbst zu zeichnen!
Die Familie möchte nächstes Jahr noch einmal ausreisen! Ich möchte sie begleiten, wenn es möglich!
Ich möchte mich danach erkundigen, wie kann man bei Ihnen Delphinterapeutin werden? Führen Sie einen Kurs bei der Delphintherapie? Wie funktioniert es?
Schreiben Sie bitte uns, wenn Sie nach Ungarn kommen! Wenn wir etwas über das Fernsehprogramm erfahren, wir schreiben für Sie unbedingt!
Wir sind schon angekommen und wir möchten uns bei Ihnen alles bedanken.
Wir haben uns in Antalya sehr gut gefühlt. Die Delfintherapie war sehr gut, die Kollegen waren wirklich sehr freundlich, hilfsbereit und nett mit uns.
Wir begrüßen die Anderen, Yunus, Secil, Nazire, Eliane (wenn sie noch dort ist) … auch!!!
Die Mutti hat gesagt, daß Misi fröhlicher ist. Er kann besser konzentrieren, er bedankt sich alles, (er hat es früher nicht gemacht), er achtet die andere Leute besser.
Und er begann sich selbst zu zeichnen!
Die Familie möchte nächstes Jahr noch einmal ausreisen! Ich möchte sie begleiten, wenn es möglich!
Ich möchte mich danach erkundigen, wie kann man bei Ihnen Delphinterapeutin werden? Führen Sie einen Kurs bei der Delphintherapie? Wie funktioniert es?
Schreiben Sie bitte uns, wenn Sie nach Ungarn kommen! Wenn wir etwas über das Fernsehprogramm erfahren, wir schreiben für Sie unbedingt!
Mit freundlichen Grüßen:
Misi, Ági, Adrienn
http://i737.photobucket.com/albums/xx17/...230544.jpg]]>
http://www.dolphintherapy.eu/bb/showthread.php?tid=222
Thu, 19 Nov 2009 11:43:53 +0200http://www.dolphintherapy.eu/bb/showthread.php?tid=222
Hiperbarik Oksijen Tedavisi (HBOT), adından da anlaşılacağı gibi yüksek basınç altında iken saf oksijen solunması yöntemidir. HBOT normal basınçta yani 1 atmosfer basınç altında çok miktarda oksijen alınması anlamına gelen hiperoksijenizasyon ile karıştırılmamalıdır. Aşırı miktarda oksijen alınmasının beyin için zararlı olabileceği unutulmamalıdır. Bu nedenle de evde oksijen tüpü ile çocuklara oksijen solutulması kesinlikle denenmemelidir. HBOT sadece bu dalda eğitim almış, uzman hekim ve teknisyenlerce uygulanmalıdır. Basıncın düzeyi (ATA), Seans süresi ve seans sayısı çocuğun ihtiyacına göre belirlenmelidir. Diğer hastalıklar için belirlenmiş protokollere otistik çocuklar dahil edilmemelidir.
Bu tedavinin uygulandığı kabinler (hyperbaric chamber) küçük birer denizaltıya benzemektedir. Ancak bu kabinler karada çalışmaktadır ve kabin içi basınç kopresörlerle arttırılarak sahte bir dalış işlemi gerçekleştirilmektedir. Dalış süresince özel maskeler veya başlıklar vasıtasıyla oksijen solunmasına olanak sağlanmaktadır.
Modern HBOT’nde hastalar normalden yüksek bir basınçta %100 saf oksijen solumaktadır. Soluduğumuz hava ise sadece %20.9 oranında oksijen içermektedir. HBOT ile hiçbir ekstra enerji harcanmasına gerek kalmaksızın kan akımındaki oksijen oranı yükseltilebilir.
HBOT ile kandaki alyuvarlara ek olarak kanın serum kısmı, beyin-omurilik sıvısı ve lenf dahil tüm vücut sıvıları oksijenin iyileştirici etkilerini taşır hale gelir. Sadece yarım atmosferlik bir basınç artışı ile yapılacak HBOT’nde beynin hasar görmüş hücrelerinin oksijenden yararlanması 10,5 kat arttırılabilmektedir. Bu hücreler normal atmosfer basıncında da havadaki oksijeni kullanma kapasitesine ulaştığında tedavi sonlandırılmaktadır. Bunu saptamak için de tekrar SPECT yapılmaktadır.
HBOT’nin otizmde kullanım hedefi bu hastalıkta gözlenen sinir sistemindeki ve sindirim sistemindeki enflamasyondur. Bir başka hedeflenen önemli durum ise otistik çocuklarda görülen kan-beyin bariyeri disfonksiyonudur. Enflamasyonun tedavisinde ise HBOT bilinen en etkin yöntem olarak bildirilmektedir.
Tedavide Temel Strateji ne olmalıdır.
DETAYLI bir öykü alınmalı ve fizik muayeneyi takiben sebep olabilecek etkenlere yönelik Laboratuvar testleri yapılmalıdır. Davranışsal tedaviler ve Özel Eğitim her aşamada tedavinin önemli bir parçasıdır. Ancak kötü çevresel etkenlerin uzaklaştırılması, uygun bir diyetin uygulanması, sindirim sisteminin düzeltilmesi, doğal gıdaların kullanılması, bağışıklık sisteminin desteklenmesi, vücudun toksinleri temizleme yollarının desteklenmesi, doğal veya kimyasal yollarla ağır metallerin uzaklaştırılması çocuğun eğitilebilir konuma gelmesinde çok önemli rol oynamaktadır. Hiperbarik oksijen tedavisi tüm bu uygulamalara ek olarak yapıldığında beyindeki ve sindirim sistemindeki enflamasyonu tedavi etmekte, barsaklardaki kötü bakteri ve mantarları öldürerek florayı düzeltmekte, böylece bağışıklık sistemini de güçlendirmekte ve yeni mitokondria oluşumunu da desteklemektedir. En önemli etkisi ise mevcut kök hücre sayısını arttırmasıdır.
Sonuç
OTİZM; genetik bir alt yapısı olan, enfeksiyonlar, toksik kimyasallar, gıdalardaki protein ve peptidlerle tetiklenen nöroimmün bir hastalıktır. İlk belirtiler sindirim sisteminde başlar, sonuçlarını ise beyinde gösterir.
Otizm tedavi edilebilir; otizmin tedavisi bireysel ve spesifiktir; tedavide belirgin kazanımlar sıktır ve tedaviye başlamak için asla geç değildir.]]>
Hiperbarik Oksijen Tedavisi (HBOT), adından da anlaşılacağı gibi yüksek basınç altında iken saf oksijen solunması yöntemidir. HBOT normal basınçta yani 1 atmosfer basınç altında çok miktarda oksijen alınması anlamına gelen hiperoksijenizasyon ile karıştırılmamalıdır. Aşırı miktarda oksijen alınmasının beyin için zararlı olabileceği unutulmamalıdır. Bu nedenle de evde oksijen tüpü ile çocuklara oksijen solutulması kesinlikle denenmemelidir. HBOT sadece bu dalda eğitim almış, uzman hekim ve teknisyenlerce uygulanmalıdır. Basıncın düzeyi (ATA), Seans süresi ve seans sayısı çocuğun ihtiyacına göre belirlenmelidir. Diğer hastalıklar için belirlenmiş protokollere otistik çocuklar dahil edilmemelidir.
Bu tedavinin uygulandığı kabinler (hyperbaric chamber) küçük birer denizaltıya benzemektedir. Ancak bu kabinler karada çalışmaktadır ve kabin içi basınç kopresörlerle arttırılarak sahte bir dalış işlemi gerçekleştirilmektedir. Dalış süresince özel maskeler veya başlıklar vasıtasıyla oksijen solunmasına olanak sağlanmaktadır.
Modern HBOT’nde hastalar normalden yüksek bir basınçta %100 saf oksijen solumaktadır. Soluduğumuz hava ise sadece %20.9 oranında oksijen içermektedir. HBOT ile hiçbir ekstra enerji harcanmasına gerek kalmaksızın kan akımındaki oksijen oranı yükseltilebilir.
HBOT ile kandaki alyuvarlara ek olarak kanın serum kısmı, beyin-omurilik sıvısı ve lenf dahil tüm vücut sıvıları oksijenin iyileştirici etkilerini taşır hale gelir. Sadece yarım atmosferlik bir basınç artışı ile yapılacak HBOT’nde beynin hasar görmüş hücrelerinin oksijenden yararlanması 10,5 kat arttırılabilmektedir. Bu hücreler normal atmosfer basıncında da havadaki oksijeni kullanma kapasitesine ulaştığında tedavi sonlandırılmaktadır. Bunu saptamak için de tekrar SPECT yapılmaktadır.
HBOT’nin otizmde kullanım hedefi bu hastalıkta gözlenen sinir sistemindeki ve sindirim sistemindeki enflamasyondur. Bir başka hedeflenen önemli durum ise otistik çocuklarda görülen kan-beyin bariyeri disfonksiyonudur. Enflamasyonun tedavisinde ise HBOT bilinen en etkin yöntem olarak bildirilmektedir.
Tedavide Temel Strateji ne olmalıdır.
DETAYLI bir öykü alınmalı ve fizik muayeneyi takiben sebep olabilecek etkenlere yönelik Laboratuvar testleri yapılmalıdır. Davranışsal tedaviler ve Özel Eğitim her aşamada tedavinin önemli bir parçasıdır. Ancak kötü çevresel etkenlerin uzaklaştırılması, uygun bir diyetin uygulanması, sindirim sisteminin düzeltilmesi, doğal gıdaların kullanılması, bağışıklık sisteminin desteklenmesi, vücudun toksinleri temizleme yollarının desteklenmesi, doğal veya kimyasal yollarla ağır metallerin uzaklaştırılması çocuğun eğitilebilir konuma gelmesinde çok önemli rol oynamaktadır. Hiperbarik oksijen tedavisi tüm bu uygulamalara ek olarak yapıldığında beyindeki ve sindirim sistemindeki enflamasyonu tedavi etmekte, barsaklardaki kötü bakteri ve mantarları öldürerek florayı düzeltmekte, böylece bağışıklık sistemini de güçlendirmekte ve yeni mitokondria oluşumunu da desteklemektedir. En önemli etkisi ise mevcut kök hücre sayısını arttırmasıdır.
Sonuç
OTİZM; genetik bir alt yapısı olan, enfeksiyonlar, toksik kimyasallar, gıdalardaki protein ve peptidlerle tetiklenen nöroimmün bir hastalıktır. İlk belirtiler sindirim sisteminde başlar, sonuçlarını ise beyinde gösterir.
Otizm tedavi edilebilir; otizmin tedavisi bireysel ve spesifiktir; tedavide belirgin kazanımlar sıktır ve tedaviye başlamak için asla geç değildir.]]>
http://www.dolphintherapy.eu/bb/showthread.php?tid=221
Thu, 19 Nov 2009 11:42:01 +0200http://www.dolphintherapy.eu/bb/showthread.php?tid=221
Edmund Arrange(1), Jaquelyn McCandles, MD ve Teri Small
(1)Founder, AutismOne
1816 Houston Ave.
Fullertton, CA 92833 ABD
Tel: +1 714 680 0790
Email:earrange@autismone.org Website:www. autismone.org
This paper is translated regarding the courtesy of Pearblossom Private School, Inc#8211;Publishing Division for parents of Childs with ASD.
Keywords: autism treatments, autism spectrum disorder, methylcobalamin injections, heavy metal chelation agents
1. #8220;Beyinleri Gıdaya Hasret Çocuklar : Otizm Spektrum Bozukluğu İçin Bir Medikal Tedavi Rehberi #8221; adlı kitabın yazarı Dr. Jaquelyn McCandles#8217;ı konuk etmek şerefine nail oldum. Dr. McCandles tecrübeli bir kilinisyen ve Amerikan Psikiyatri ve Nöroloji Odasına üye tescilli bir doktordur.
#8220;Dr. McCandles hoş geldiniz. AutismOne radyosunda otizmde yardım, umut ve iyileştirme için bize katıldığınız için teşekkür ederiz.#8221;
Çok naziksin Teri, sizinle birlikte olduğum için çok mutluyum.
2. Dr. McCandles, otizmli olarak teşhis edilmiş çocukları #8220; tıbben hasta#8221; kabul etmenin önemi nedir?
En önemlisi bu çocuklar birşey canlarını acıttığı zaman bize söyleyemiyorlar. Çok yüksek bir acı hissetme eşikleri ve çok fena inflamasyon olmuş bağırsakları var veya keskin kulak ağrıları olabilir, sinirlendirilmiş olabilirler, ama kulaklarını işaret edemezler, gerçekten sorunun ne olduğunu söyleyemezler. Dolayısıyla onların tıbben hasta olduklarına dair çok yüksek bir kuşku duymamız bizim için çok önemli ki böylece onları tedavi edebilelim.
3. Otizmin baskın olarak genetik-ağırlıklı bir perspektiften görülmesiyle ilgili bir sorun var mı?
Büyük bir problem var, çünkü milyonlarca dolar, otizme sebep olan tesbit edilmesi çok zor bir geni bulmak için yapılan genetik araştırmalara harcanıyor- ve hiç kimse henüz onu lokalize edebilmiş değil. Bu çocukların birçoğunda kesin olarak genetik bir yatkınlık olduğunu biliyoruz, ama açık bir patern yok ve hastalığın yayılma şekli(epidemiği) genetik değil. Birçoğumuz sayısı en az 4#8217;den 6#8217;ya kadar olan genlerin sorumlu olabileceğini düşünüyoruz. Dolayısıyla hastalığa ana sebep genetikmiş gibi bakılması bana göre para ve zaman ısrafı demek. Elbette bu alana da makul miktarda kaynak aktarılabilir ama bana göre asıl sorun, şimdi hasta olan ve hemen şimdi tedaviye ihtiyaç duyan hepsini tamamen iyileştiremediğimiz yüzlerce binlerce çocuğun varlığıdır. Bütün gayret ve paranın şu anda hasta durumda bulunan çocuklarımıza faydası olmayan genetik araştırmaya harcanması yerine, çocuklarımızın en büyük ihtiyacı olan tedaviye yönlendirilmesi gerektiğini hissediyorum.
4. Bunlar çok güzel gözlemler Dr. McCandless. Otizmi hangi faktörlerin tetiklediğini düşünüyorsunuz?
Şu andaki otizm epidemiyolojini tetikleyen ana faktörün aşılardaki Timerasol ve çocuklara yapılan aşı sayısı olduğunu düşünüyorum. Aşırı antibiyotik tüketiminin ve aynı zamanda bu özel grup çocuklarda uygun beslenme bilgisi ile süt, buğday, soya gibi diğer besin maddelerine karşı aşırı hassasiyet olabileceği bilgisinin olmamasının önemli bir rolü vardır. Çok büyük çoğunlukta çocukta süt, buğday ve soyadaki büyük peptidleri sindirememe sorunu vardır. Ama, asıl tetikleyici faktörün, aşılardaki Thimerasol ve çocuklara bağışıklık sisteminin bu zehirlerle başa çıkamadığı çok erken dönemlerde yapılan aşı sayısının yüksekliği olduğunu düşünüyorum.
5. Bunu somutlaştıran klinik laboratuvar ve diğer bilimsel çalışmalarımız var mı?
Evet, araştırmalar çok hızlı gelişiyor. En önemlisi, sadece aşı miktarı artışı ile birlikte otizm artışını araştıran çalışmaların çokluğu, çocukluktaki aşıların artışı ile otizm vakalarının nasıl arttığını gösteren epidemiyolojik kanıtlar çok kuvvetli. Evet otizmde kesinlikle artış oldu. 1980 veya 1985#8217;lerde on binde bir çocukta otizm vardı. Aşı programlarındaki aşı miktarı artınca, bununla birlikte otizmli çocuk sayısında da artış oldu. Bilimsel kanıtlar, ABD#8217;de 10.000#8217;de 1 olan otizm oranının günümüzde 166#8217;da 1 olduğunu göstermektedir.
6. Tetikleyici mekanizmaları somutlaştırmak için epidemiksel kanıtın üzerinde kliniksel laboratuvar ve diğer biyolojik bilimsel kanıtlarımız var mı?
Evet, yardımımıza koşan çok mükemmel bilim adamlarımız var. Sadece son bir kaç yıl içinde, Dr. Richard Deth ve Dr. Jill James, Thimersol#8217;un beyindeki sinir hücrelerine yaptığı zararı kanıtlayan birinci sınıf bilimsel araştırmaları bize sağladılar. Çalışmaları metilasyon bozukluğunun delillerini ve civa, kurşun, arsenik ve kadmiyum gibi sülfür reaktif metallerin ASD#8217;li çocuklarda görülen birçok semptomları nasıl tetikleyebileceğini ortaya çıkardı. Dr. James kendi çalışma grubunda, nörotoksin etkilerinden kaynaklanan azaltılmış glutatyonunun nasıl oksidatif stres ve nörol hücre ölümü ile sonuçlandığını bize gösterdi. Azaltılmış hücresel metilasyon kapasitesi, azaltılmış DNA metilasyonuna yol açıyor; O#8217;nun çalışması bazı belirli besin maddelerinin nasıl bu bozulmuş süreç içinde glutatyon seviyesini ve antioksidan kapasitesini tekrar kurtardığını göstermiştir. Bunun gibi temel bilimsel araştırmalar, günümüzde birçok çocuğa yardımcı olacak yeni, heyecan verici, tedavi eden önleyici stratejilere bizleri yönlendiriyor. Dr. Mady Horning fareler ile deney yaptı ve onlara bu toksik maddelerden verdi, fareler bizim çocuklarımızın gösterdiği davranışları gösterdiler. Dr. Boyd Haley araştırmalarını civanın beyin hücrelerine yaptığı tahribatları üzerinde yoğunlaştırmıştır. Dolayısıyla, evet, araştırmalar geliyor, gün geçtikçe araştırma üstüne araştırma Thimerasolun beyin için nasıl inanılmaz bir nörotoksin olduğunu gösteriyor; o(thimerasol) otistik çocuklarımızda gördüğümüz semptomlar ve işaretlerle birebir örtüşen olaylar zincirini başlatıyor.
7. Yalnız - psikiyatrik ilaçların da zaman zaman dahil edildiği - davranış ve eğitsel terapilere güvenmekle ilgili problem nedir?
Sağlıklı, optimal bir beynin ve fonksiyonlarını iyi yapan bir metabolik sistemin eğitsel ve davranış terapilerine daha iyi yanıt vereceğini hissediyoruz. Eminiz ki, fazla zarar görmemiş belli çocuklar geliyorlar ve onlardan pek azı sadece davranış terapisi ile iyileşiyor çünkü, biliyoruz ki, beyin stimülasyonu(uyarılması) nörol gelişimi artırıyor ve çocuklar büyüdükçe daha sağlıklı bağırsaklara sahip oluyorlar. Davranış ve eğitsel terapinin biyomedikal tedavi ile kombinasyonu ile çocuklar daha sağlıklı bağırsak sistemi ve bağışıklık sistemine sahip oluyorlar ve böylece genele bakıldığında daha sağlıklı olmakla birlikte daha fazla ilerleme elde ediyorlar.
8. Bu çok güzel bir nokta, Dr. McCandles. Kitabınızı niçin Beyinleri Gıdaya Hasret Çocuklar diye isimlendirdiniz.
Torunum Chelsey#8217;i 8 yıl önce iyileştirmeye çalışırken yaptığım keşiflerden ve çabalarımdan öğrendiğim kadarıyla, bu çocukların beslenme bozuklukları ve sindirim problemleri olduğundan beyinlerinin normal olarak çalışabilmesi için ihtiyaç duydukları gıdayı alamamaktadırlar. Dolayısıyla, temel olarak, ne kasdediliyorsa o. Bozulan bağırsak sistemleri ve bozulan bağışıklık sisteminden dolayı, bu çocuklar beyinlerinin normal çalışabilmesi için ihtiyaç duyduğu gıdayı alamamaktadırlar.]]>
Edmund Arrange(1), Jaquelyn McCandles, MD ve Teri Small
(1)Founder, AutismOne
1816 Houston Ave.
Fullertton, CA 92833 ABD
Tel: +1 714 680 0790
Email:earrange@autismone.org Website:www. autismone.org
This paper is translated regarding the courtesy of Pearblossom Private School, Inc#8211;Publishing Division for parents of Childs with ASD.
Keywords: autism treatments, autism spectrum disorder, methylcobalamin injections, heavy metal chelation agents
1. #8220;Beyinleri Gıdaya Hasret Çocuklar : Otizm Spektrum Bozukluğu İçin Bir Medikal Tedavi Rehberi #8221; adlı kitabın yazarı Dr. Jaquelyn McCandles#8217;ı konuk etmek şerefine nail oldum. Dr. McCandles tecrübeli bir kilinisyen ve Amerikan Psikiyatri ve Nöroloji Odasına üye tescilli bir doktordur.
#8220;Dr. McCandles hoş geldiniz. AutismOne radyosunda otizmde yardım, umut ve iyileştirme için bize katıldığınız için teşekkür ederiz.#8221;
Çok naziksin Teri, sizinle birlikte olduğum için çok mutluyum.
2. Dr. McCandles, otizmli olarak teşhis edilmiş çocukları #8220; tıbben hasta#8221; kabul etmenin önemi nedir?
En önemlisi bu çocuklar birşey canlarını acıttığı zaman bize söyleyemiyorlar. Çok yüksek bir acı hissetme eşikleri ve çok fena inflamasyon olmuş bağırsakları var veya keskin kulak ağrıları olabilir, sinirlendirilmiş olabilirler, ama kulaklarını işaret edemezler, gerçekten sorunun ne olduğunu söyleyemezler. Dolayısıyla onların tıbben hasta olduklarına dair çok yüksek bir kuşku duymamız bizim için çok önemli ki böylece onları tedavi edebilelim.
3. Otizmin baskın olarak genetik-ağırlıklı bir perspektiften görülmesiyle ilgili bir sorun var mı?
Büyük bir problem var, çünkü milyonlarca dolar, otizme sebep olan tesbit edilmesi çok zor bir geni bulmak için yapılan genetik araştırmalara harcanıyor- ve hiç kimse henüz onu lokalize edebilmiş değil. Bu çocukların birçoğunda kesin olarak genetik bir yatkınlık olduğunu biliyoruz, ama açık bir patern yok ve hastalığın yayılma şekli(epidemiği) genetik değil. Birçoğumuz sayısı en az 4#8217;den 6#8217;ya kadar olan genlerin sorumlu olabileceğini düşünüyoruz. Dolayısıyla hastalığa ana sebep genetikmiş gibi bakılması bana göre para ve zaman ısrafı demek. Elbette bu alana da makul miktarda kaynak aktarılabilir ama bana göre asıl sorun, şimdi hasta olan ve hemen şimdi tedaviye ihtiyaç duyan hepsini tamamen iyileştiremediğimiz yüzlerce binlerce çocuğun varlığıdır. Bütün gayret ve paranın şu anda hasta durumda bulunan çocuklarımıza faydası olmayan genetik araştırmaya harcanması yerine, çocuklarımızın en büyük ihtiyacı olan tedaviye yönlendirilmesi gerektiğini hissediyorum.
4. Bunlar çok güzel gözlemler Dr. McCandless. Otizmi hangi faktörlerin tetiklediğini düşünüyorsunuz?
Şu andaki otizm epidemiyolojini tetikleyen ana faktörün aşılardaki Timerasol ve çocuklara yapılan aşı sayısı olduğunu düşünüyorum. Aşırı antibiyotik tüketiminin ve aynı zamanda bu özel grup çocuklarda uygun beslenme bilgisi ile süt, buğday, soya gibi diğer besin maddelerine karşı aşırı hassasiyet olabileceği bilgisinin olmamasının önemli bir rolü vardır. Çok büyük çoğunlukta çocukta süt, buğday ve soyadaki büyük peptidleri sindirememe sorunu vardır. Ama, asıl tetikleyici faktörün, aşılardaki Thimerasol ve çocuklara bağışıklık sisteminin bu zehirlerle başa çıkamadığı çok erken dönemlerde yapılan aşı sayısının yüksekliği olduğunu düşünüyorum.
5. Bunu somutlaştıran klinik laboratuvar ve diğer bilimsel çalışmalarımız var mı?
Evet, araştırmalar çok hızlı gelişiyor. En önemlisi, sadece aşı miktarı artışı ile birlikte otizm artışını araştıran çalışmaların çokluğu, çocukluktaki aşıların artışı ile otizm vakalarının nasıl arttığını gösteren epidemiyolojik kanıtlar çok kuvvetli. Evet otizmde kesinlikle artış oldu. 1980 veya 1985#8217;lerde on binde bir çocukta otizm vardı. Aşı programlarındaki aşı miktarı artınca, bununla birlikte otizmli çocuk sayısında da artış oldu. Bilimsel kanıtlar, ABD#8217;de 10.000#8217;de 1 olan otizm oranının günümüzde 166#8217;da 1 olduğunu göstermektedir.
6. Tetikleyici mekanizmaları somutlaştırmak için epidemiksel kanıtın üzerinde kliniksel laboratuvar ve diğer biyolojik bilimsel kanıtlarımız var mı?
Evet, yardımımıza koşan çok mükemmel bilim adamlarımız var. Sadece son bir kaç yıl içinde, Dr. Richard Deth ve Dr. Jill James, Thimersol#8217;un beyindeki sinir hücrelerine yaptığı zararı kanıtlayan birinci sınıf bilimsel araştırmaları bize sağladılar. Çalışmaları metilasyon bozukluğunun delillerini ve civa, kurşun, arsenik ve kadmiyum gibi sülfür reaktif metallerin ASD#8217;li çocuklarda görülen birçok semptomları nasıl tetikleyebileceğini ortaya çıkardı. Dr. James kendi çalışma grubunda, nörotoksin etkilerinden kaynaklanan azaltılmış glutatyonunun nasıl oksidatif stres ve nörol hücre ölümü ile sonuçlandığını bize gösterdi. Azaltılmış hücresel metilasyon kapasitesi, azaltılmış DNA metilasyonuna yol açıyor; O#8217;nun çalışması bazı belirli besin maddelerinin nasıl bu bozulmuş süreç içinde glutatyon seviyesini ve antioksidan kapasitesini tekrar kurtardığını göstermiştir. Bunun gibi temel bilimsel araştırmalar, günümüzde birçok çocuğa yardımcı olacak yeni, heyecan verici, tedavi eden önleyici stratejilere bizleri yönlendiriyor. Dr. Mady Horning fareler ile deney yaptı ve onlara bu toksik maddelerden verdi, fareler bizim çocuklarımızın gösterdiği davranışları gösterdiler. Dr. Boyd Haley araştırmalarını civanın beyin hücrelerine yaptığı tahribatları üzerinde yoğunlaştırmıştır. Dolayısıyla, evet, araştırmalar geliyor, gün geçtikçe araştırma üstüne araştırma Thimerasolun beyin için nasıl inanılmaz bir nörotoksin olduğunu gösteriyor; o(thimerasol) otistik çocuklarımızda gördüğümüz semptomlar ve işaretlerle birebir örtüşen olaylar zincirini başlatıyor.
7. Yalnız - psikiyatrik ilaçların da zaman zaman dahil edildiği - davranış ve eğitsel terapilere güvenmekle ilgili problem nedir?
Sağlıklı, optimal bir beynin ve fonksiyonlarını iyi yapan bir metabolik sistemin eğitsel ve davranış terapilerine daha iyi yanıt vereceğini hissediyoruz. Eminiz ki, fazla zarar görmemiş belli çocuklar geliyorlar ve onlardan pek azı sadece davranış terapisi ile iyileşiyor çünkü, biliyoruz ki, beyin stimülasyonu(uyarılması) nörol gelişimi artırıyor ve çocuklar büyüdükçe daha sağlıklı bağırsaklara sahip oluyorlar. Davranış ve eğitsel terapinin biyomedikal tedavi ile kombinasyonu ile çocuklar daha sağlıklı bağırsak sistemi ve bağışıklık sistemine sahip oluyorlar ve böylece genele bakıldığında daha sağlıklı olmakla birlikte daha fazla ilerleme elde ediyorlar.
8. Bu çok güzel bir nokta, Dr. McCandles. Kitabınızı niçin Beyinleri Gıdaya Hasret Çocuklar diye isimlendirdiniz.
Torunum Chelsey#8217;i 8 yıl önce iyileştirmeye çalışırken yaptığım keşiflerden ve çabalarımdan öğrendiğim kadarıyla, bu çocukların beslenme bozuklukları ve sindirim problemleri olduğundan beyinlerinin normal olarak çalışabilmesi için ihtiyaç duydukları gıdayı alamamaktadırlar. Dolayısıyla, temel olarak, ne kasdediliyorsa o. Bozulan bağırsak sistemleri ve bozulan bağışıklık sisteminden dolayı, bu çocuklar beyinlerinin normal çalışabilmesi için ihtiyaç duyduğu gıdayı alamamaktadırlar.]]>
http://www.dolphintherapy.eu/bb/showthread.php?tid=220
Thu, 19 Nov 2009 11:22:56 +0200http://www.dolphintherapy.eu/bb/showthread.php?tid=220
Klasik tıbbın muhafazakarları (tıp dininin papazları!) otizmi nedeni belli olmayan ve bu yüzden de tedavi edilemeyecek bir hastalık olarak gösteriyorlar. Ailelere bu hastalığın tedavi edilemeyeceği, ancak ilaç ve davranış tedavileri ile bazı belirtilerin hafifletebileceğini söyleyerek onları çaresizliğe sürüklemektedirler.
Dünyada her şeyin bir nedeni ya da nedenleri vardır.; dolasıyla otizm tablosunun da olması gerekmektedir. Siz hekim olarak bunu bilmiyor olabilirsiniz; ama bu nedenleri araştırabilirsiniz. Fakat nedense ana akıma göbeğinden bağlı hekimler bu nedenleri araştırmazlar. Hatta bunları araştırıp da nedene yönelik tedavi yapan hekimleri ‘şarlatan’ olarak lanse edip, kendi başarısızlıklarını bilimselmiş gibi gösterirler. Bu hekimler saece ilç firmalarının desteklediği araştırmaları okur ve sadece onlara inanırlar. Oysa yapılan çok sayıda bağımsız araştırma otizm genetik alt yapısı olan, enfeksiyonlar, toksik kimyasallar, ağır metaller, hipoksemi ve gıdalardaki protein ve peptitlerle tetiklenen ve yaygın gelişimsel bozukluğa yol açan nöroimmün bir klinik tablo olduğunu göstermektedir. Bültenimizin bu sayısında editörümüz Prof. Dr. Ahmet Aydın toksik maddeler ile otizm arasındaki ilişkiyi irdeleyecek. Toksinler sadece otizmle değil, hiperaktivite, dikkat dağınıklığı, depresyon, mültipl skleroz, Parkinson, Alzheimer hastalığı, obsesif-kompulsif bozukluk ve şizofreni gibi sık rastlanılan ve tedavisi yok gibi görünen hastalıklarla da çok ilişkili. Yazının bu hastalıklara alakası olan herkesin ilgisini çekeceğini umuyoruz.
Otizm, genelde 1-3 yas civarında ortaya çıkan kişinin dil, sosyal ve iletişim becerilerini bozan gelişimsel bir hastalık tablosudur. Otizmin sözcük anlamı “içine dönük” tür; eskiden çocukluk şizofrenisi olarak da tarif edilirdi. Günümüzde otizm yerine, otistik spektrum bozukluğu (autism spectrum disorders-ASD) ya da yaygın gelişimsel bozukluk (pervasive developmental disorders-PDD) terimleri tercih edilmektedir.]]>
Klasik tıbbın muhafazakarları (tıp dininin papazları!) otizmi nedeni belli olmayan ve bu yüzden de tedavi edilemeyecek bir hastalık olarak gösteriyorlar. Ailelere bu hastalığın tedavi edilemeyeceği, ancak ilaç ve davranış tedavileri ile bazı belirtilerin hafifletebileceğini söyleyerek onları çaresizliğe sürüklemektedirler.
Dünyada her şeyin bir nedeni ya da nedenleri vardır.; dolasıyla otizm tablosunun da olması gerekmektedir. Siz hekim olarak bunu bilmiyor olabilirsiniz; ama bu nedenleri araştırabilirsiniz. Fakat nedense ana akıma göbeğinden bağlı hekimler bu nedenleri araştırmazlar. Hatta bunları araştırıp da nedene yönelik tedavi yapan hekimleri ‘şarlatan’ olarak lanse edip, kendi başarısızlıklarını bilimselmiş gibi gösterirler. Bu hekimler saece ilç firmalarının desteklediği araştırmaları okur ve sadece onlara inanırlar. Oysa yapılan çok sayıda bağımsız araştırma otizm genetik alt yapısı olan, enfeksiyonlar, toksik kimyasallar, ağır metaller, hipoksemi ve gıdalardaki protein ve peptitlerle tetiklenen ve yaygın gelişimsel bozukluğa yol açan nöroimmün bir klinik tablo olduğunu göstermektedir. Bültenimizin bu sayısında editörümüz Prof. Dr. Ahmet Aydın toksik maddeler ile otizm arasındaki ilişkiyi irdeleyecek. Toksinler sadece otizmle değil, hiperaktivite, dikkat dağınıklığı, depresyon, mültipl skleroz, Parkinson, Alzheimer hastalığı, obsesif-kompulsif bozukluk ve şizofreni gibi sık rastlanılan ve tedavisi yok gibi görünen hastalıklarla da çok ilişkili. Yazının bu hastalıklara alakası olan herkesin ilgisini çekeceğini umuyoruz.
Otizm, genelde 1-3 yas civarında ortaya çıkan kişinin dil, sosyal ve iletişim becerilerini bozan gelişimsel bir hastalık tablosudur. Otizmin sözcük anlamı “içine dönük” tür; eskiden çocukluk şizofrenisi olarak da tarif edilirdi. Günümüzde otizm yerine, otistik spektrum bozukluğu (autism spectrum disorders-ASD) ya da yaygın gelişimsel bozukluk (pervasive developmental disorders-PDD) terimleri tercih edilmektedir.]]>
http://www.dolphintherapy.eu/bb/showthread.php?tid=218
Thu, 19 Nov 2009 11:14:01 +0200http://www.dolphintherapy.eu/bb/showthread.php?tid=218
Özellikle barsak geçirgenliğinde ve barsak enzimlerinde doğuştan gelen bir bozukluk (leaky gut), ağır metallerin yeterince atılamamasından kaynaklanan birikim nedeniyle “kazanılmış enzim bozukluğu” en sık görülenlerdir. Ayrıca barsak florasında da anormallikler söz konusudur. Bu durum bazı çocuklarda mantar enfeksiyonu gelişmesine neden olabilmektedir. Candida mantarı en sık görülenidir.
Tıbbî bir dil ile ifade etmek gerekirse, vücuttan ağır metallerin atılmasını sağlayan glutathione ve bunun yapımında kullanılan cysteine düzeylerinin otistik çocuklarda normalden düşük düzeylerde olduğu saptanmıştır.
Ağır metaller normal olarak vücutta glutathione ile bağlanmakta ve safra yoluyla ince barsaklara atılmaktadır. Bu duruma ek olarak bazı vitamin, mineral ve aminoasitlerdeki eksiklikler de söz konusudur ve bu sistemin aksaması, otizme yatkın olarak doğan çocukların beyin, karaciğer, böbrekler, barsaklar, kemik iliği ve kaslar gibi organ ve dokularında zehirleyici etkilere sahip civa, kurşun, arsenik gibi ağır metallerin birikmesine yol açmaktadır.
Ağır metaller ile otizmin ilişkisi
BEYİN yaklaşık % 60 oranında yağ içermektedir. Ağır metallerin yağdan zengin dokuları tercih ettiği göz önüne alındığında sadece bu oran bile toksik ağır metaller ile otizmin ilişkisini daha iyi anlatmaktadır. Yaşam boyunca pek çok kaynaktan ağır metallerin alınması söz konusudur ve sanayileştikçe de bu kaynakların sayısı artmıştır.
Motorlu araçların yaydığı egzoz gazları ve kurşun borularla evimize ulaştırılan sular en başta sayabileceğimiz örneklerdir. Pek çoğumuzun dişlerinde bulunan amalgam dolgular, thimerosal içeren bazı aşılar, gebelik sırasında karında çatlaklar oluşmasın diye kullanılan sıkılaştırıcı kremler, güzellik uğruna sürülen kalıcı rujlar, evimizdeki cıvalı termometreler, hastanelerdeki cıvalı tansiyon aletleri, çocuğumuzun zekası gelişsin diye bolca tükettiğimiz deniz ürünleri (özellikle büyük ve dipte yaşayan balıklar), vinil okul çantaları ve ders araçları, tekstil boyaları, duvar boyaları ve daha pek çok ürün bu özel çocukları etkilemektedir.
Aslında ağır metallerin verdiği hasarlar sadece otizmle sınırlı değildir. Sağlık Bakanlığı va Tübitak tarafından 2006 yılında düzenlenen Kamu Sağlığı Çalıştayında da belirtildiği gibi guatr ile iyot arasındakine benzer bir ilişkinin diabet ile krom, bakır ile damar elastikliği bozuklukları, civa ile nöropatiler (sinir bozuklukları) ve otizm arasında ciddi bir ilişki olduğu bilimsel araştırmalarca ortaya konmuştur.
Burada akla şöyle bir soru gelebilir: Peki neden her çocuk bu ağır metallerden aynı oranda etkilenmiyor? Çünkü doğuştan gelen bir sorunu olmayan çocuklar, bunları vücutlarından atabildikleri için etkilenmiyorlar. Ancak bu çocuklardan hangilerinin özel (her yüzelli çocuktan biri otizme yakın) olduğunu önceden saptamak henüz mümkün olmadığından, alınması gereken önlemler bütün çocuklarımızı kapsamak zorundadır.]]>
Özellikle barsak geçirgenliğinde ve barsak enzimlerinde doğuştan gelen bir bozukluk (leaky gut), ağır metallerin yeterince atılamamasından kaynaklanan birikim nedeniyle “kazanılmış enzim bozukluğu” en sık görülenlerdir. Ayrıca barsak florasında da anormallikler söz konusudur. Bu durum bazı çocuklarda mantar enfeksiyonu gelişmesine neden olabilmektedir. Candida mantarı en sık görülenidir.
Tıbbî bir dil ile ifade etmek gerekirse, vücuttan ağır metallerin atılmasını sağlayan glutathione ve bunun yapımında kullanılan cysteine düzeylerinin otistik çocuklarda normalden düşük düzeylerde olduğu saptanmıştır.
Ağır metaller normal olarak vücutta glutathione ile bağlanmakta ve safra yoluyla ince barsaklara atılmaktadır. Bu duruma ek olarak bazı vitamin, mineral ve aminoasitlerdeki eksiklikler de söz konusudur ve bu sistemin aksaması, otizme yatkın olarak doğan çocukların beyin, karaciğer, böbrekler, barsaklar, kemik iliği ve kaslar gibi organ ve dokularında zehirleyici etkilere sahip civa, kurşun, arsenik gibi ağır metallerin birikmesine yol açmaktadır.
Ağır metaller ile otizmin ilişkisi
BEYİN yaklaşık % 60 oranında yağ içermektedir. Ağır metallerin yağdan zengin dokuları tercih ettiği göz önüne alındığında sadece bu oran bile toksik ağır metaller ile otizmin ilişkisini daha iyi anlatmaktadır. Yaşam boyunca pek çok kaynaktan ağır metallerin alınması söz konusudur ve sanayileştikçe de bu kaynakların sayısı artmıştır.
Motorlu araçların yaydığı egzoz gazları ve kurşun borularla evimize ulaştırılan sular en başta sayabileceğimiz örneklerdir. Pek çoğumuzun dişlerinde bulunan amalgam dolgular, thimerosal içeren bazı aşılar, gebelik sırasında karında çatlaklar oluşmasın diye kullanılan sıkılaştırıcı kremler, güzellik uğruna sürülen kalıcı rujlar, evimizdeki cıvalı termometreler, hastanelerdeki cıvalı tansiyon aletleri, çocuğumuzun zekası gelişsin diye bolca tükettiğimiz deniz ürünleri (özellikle büyük ve dipte yaşayan balıklar), vinil okul çantaları ve ders araçları, tekstil boyaları, duvar boyaları ve daha pek çok ürün bu özel çocukları etkilemektedir.
Aslında ağır metallerin verdiği hasarlar sadece otizmle sınırlı değildir. Sağlık Bakanlığı va Tübitak tarafından 2006 yılında düzenlenen Kamu Sağlığı Çalıştayında da belirtildiği gibi guatr ile iyot arasındakine benzer bir ilişkinin diabet ile krom, bakır ile damar elastikliği bozuklukları, civa ile nöropatiler (sinir bozuklukları) ve otizm arasında ciddi bir ilişki olduğu bilimsel araştırmalarca ortaya konmuştur.
Burada akla şöyle bir soru gelebilir: Peki neden her çocuk bu ağır metallerden aynı oranda etkilenmiyor? Çünkü doğuştan gelen bir sorunu olmayan çocuklar, bunları vücutlarından atabildikleri için etkilenmiyorlar. Ancak bu çocuklardan hangilerinin özel (her yüzelli çocuktan biri otizme yakın) olduğunu önceden saptamak henüz mümkün olmadığından, alınması gereken önlemler bütün çocuklarımızı kapsamak zorundadır.]]>
http://www.dolphintherapy.eu/bb/showthread.php?tid=217
Thu, 19 Nov 2009 11:09:19 +0200http://www.dolphintherapy.eu/bb/showthread.php?tid=217
1. Kanda ağır metal testi
2. Saçta ağır metal testi
3. İdrarda ağır metal testi
4. İdrarda ağır metal testi (DMSA ile uyarılmış)
5. Dokuda ağır metal testi (ağır metallerin porfirin ile yaptığı bileşikler)
Toksik ağır metaller özellikle beyin gibi yağdan zengin doku ve organları seçip orada otururlar. Otistik çocuklar ağır metalleri organ ve dokulardan yeteri kadar hızla atamazlar. Dolayısıyla ağır metaller kana karışmadıkları için yeteri kana, saça ve idrara yeteri kadar geçmeyebilirler.
Örneğin yapılan bir araştırmada normal çocuklardan alınan saç örneklerinde referans aralıklarda (normal düzeylerde) ağır metallere rastlanırken, otistik çocuklarda bu düzey ya çok düşük ya da sıfır olarak saptanmıştır.
Yani hastada ağır metal yükü olmasına rağmen kanda, saçta ve idrarda yapılan ağır metal testi normal çıkabilir, bu da teşhisin atlanmasına neden olabilir. Bu testler ancak son zamanlarda maruz kalınan ağır metali gösterebilirler.
Ancak DMSA gibi bir şelasyon ajanının uygun dozda verilmesini takiben en az 6 saat sonrasında alınan kan, saç ya da idrar örneklerinde toksik ağır metalleri saptamak mümkün olabilmektedir.
Bu nedenle pratikte istenilmesi gereken en doğru test DMSA ya da başka bir şelatörle ile uyarılmış ağır metal testidir.
Bazen ağır metal dokuya o kadar sıkı yapışmıştır ki DMSA ile uyarılan örneklerde bile tespiti mümkün olamamaktadır. Çok sık görülmeyen bu durumda porfirin testi yapılması uygun olacaktır. Çünkü bu test ile doku içindeki ağır metali bile saptanabilmektedir.
Normal gibi görünen kişilerde de ağır metal boşaltımı
Normal gibi görünen kişilerde de ağır metal boşaltımı fazla olabilir mi? Tabii ki olabilir ve zaten olmaktadır da. Bu durum bazı hekimlerde ve hastalarda kuşkuya yol açmaktadır. Yani ağır metal yükünün fazla olması otizmin nedeni olmayabilir mi? sorusunu akla getirmektedir.
Aslında ağır metal değerleri ile klinik belirtiler arasında doğru bir orantı yoktur. Aynı ağı metal düzeylerinde klinik belirtiler hafif (yorgunluk, halsizlik, konsantrasyon zafiyeti vb) olabileceği gibi otizm, Alzheimer hastalığı ya da şizofrenide olduğu gibi çok ağır da olabilir. Bu değişkenlik kişinin ağır metali boşaltma kapasitesi ile ilgilidir. Ayrıca kişinin beyin gelişiminin hızlı olduğu erken yaşta ağır metale maruz kalması da önemli bir etken olmaktadır. Az önce söylediğimiz gibi en ağır belirtiler DMSA ile bile ağır metal boşaltımı yapamayan kişilerde görülmektedir.
Bazen şelasyon uyguladığımız kişilerde 6 ay sonra x ağır metalinin daha da arttığı ve hatta daha önce normal sınırlarda olan bir y metalinin patolojik sınırlara geçtiğini görmekteyiz. Halbuki o sırada hasta klinik olarak daha iyiye gidebilmektedir.
Ağır metal yükü hiçbir zaman normal olarak kabul edilemez! Ağır metaller sıfır olmalıdır, yani sıfırın üzerindeki her değer patolojiktir. Bu nedenle bir X değerinin laboratuar normalleri arasında kalmasının hiçbir garantisi yoktur.
Çok yüksek ağır metal değerlerine sahip olan çocuklarda bile mutlaka, başka etiolojik faktörler de (kimyasal toksinler) araştırılmalıdır.
Normal şartlarda saç ve idrardan alınan örneklerin özel yöntemlerle incelenmesiyle vücutta ağır metaller saptanabilir. Saç, yavaş gelişen bir doku olduğundan burada biriken ağır metallerin varlığını saptamak vücut hakkında bir fikir verebilir.
Ağır metallerin nörotoksik yani sinir sistemine zarar veren yapıda oldukları tıpta bilinen bir konudur. Toksik ağır metaller özellikle yağdan zengin doku ve organları seçerler.
Yalnız burada göz ardı edilmemesi gereken şu ki, doğuştan gelen özellikleri nedeniyle otistik çocuklarda ağır metaller organ ve dokulardan atılamadığından dolayı birikmekte ve dolayısıyla kana karışmadıkları için saça ulaşamamaktadır. Bu nedenle, normal çocuklardan alınan saç örneklerinde referans aralıklarda (normal düzeylerde) ağır metallere rastlanırken, otistik çocuklarda bu düzey ya çok düşüktür ya hiç gözlenmemektedir. Aynı şekilde idrarda da ağır metallere rastlanmaz.
Otistik çocukların vücutlarındaki ağır metalleri saptamanın güvenli bir yolu vardır. O da, DMSA (dimerkaptosüksinik asit) adı verilen bir maddenin uygun dozda verilmesini takiben en az altı saat sonrasında alınan idrar örneklerinde toksik ağır metalleri saptamak mümkün olmaktadır.
Beyin fonksiyonel hasarının araştırılması
BEYNİN kan dolaşımına ve fonksiyon düzeyine bağlı olarak görüntüleme olanağı sağlayan bir görüntüleme yöntemi olan Beyin Perfüzyon SPECT ile yapılan araştırmalarla beyindeki fonksiyonel hasar saptanabilmektedir.
Bu yöntem ile otistik çocuklarda özellikle konuşma ve algılamayı da kontrol eden merkezlerin bulunduğu frontal ve temporal bölgelerin azalmış aktivite gösterdiği tüm olgularda saptanmıştır. Ancak burada daha önemli olan konu, azalmış fonksiyona sahip bu alanın düzelebilir, geri kazanılabilir özelliğe sahip olup olmadığının araştırılmasıdır. Bu aşamada, Manyetik Rezonans Görüntüleme ile yapılacak ikinci bir değerlendirme eğer kalıcı bir hasar var ise bu hasarı belirleyebilmektedir.
Toksik ağır metaller vücuttan atılabilir mi?
EVET. Bu tedavi, kısaca civa, kurşun, arsenik ve benzeri toksik ağır metallerin vücuttan atılmasının sağlanması olarak özetlenebilir. Ancak bu tedavi sadece ağır metallerden etkilenen ve bu tedavinin uygulanabileceği özelliklere sahip (yani böbrek ve karaciğer hastalığı olmayan) çocuklara önerilebilir. Tedavide kullanılan DMSA geniş bir yelpazedeki zehirli metalleri (kurşun, civa, arsenik, kalay, nikel ve antimon) bağladığı ve vücuttan attığı ispat edilmiştir.]]>
1. Kanda ağır metal testi
2. Saçta ağır metal testi
3. İdrarda ağır metal testi
4. İdrarda ağır metal testi (DMSA ile uyarılmış)
5. Dokuda ağır metal testi (ağır metallerin porfirin ile yaptığı bileşikler)
Toksik ağır metaller özellikle beyin gibi yağdan zengin doku ve organları seçip orada otururlar. Otistik çocuklar ağır metalleri organ ve dokulardan yeteri kadar hızla atamazlar. Dolayısıyla ağır metaller kana karışmadıkları için yeteri kana, saça ve idrara yeteri kadar geçmeyebilirler.
Örneğin yapılan bir araştırmada normal çocuklardan alınan saç örneklerinde referans aralıklarda (normal düzeylerde) ağır metallere rastlanırken, otistik çocuklarda bu düzey ya çok düşük ya da sıfır olarak saptanmıştır.
Yani hastada ağır metal yükü olmasına rağmen kanda, saçta ve idrarda yapılan ağır metal testi normal çıkabilir, bu da teşhisin atlanmasına neden olabilir. Bu testler ancak son zamanlarda maruz kalınan ağır metali gösterebilirler.
Ancak DMSA gibi bir şelasyon ajanının uygun dozda verilmesini takiben en az 6 saat sonrasında alınan kan, saç ya da idrar örneklerinde toksik ağır metalleri saptamak mümkün olabilmektedir.
Bu nedenle pratikte istenilmesi gereken en doğru test DMSA ya da başka bir şelatörle ile uyarılmış ağır metal testidir.
Bazen ağır metal dokuya o kadar sıkı yapışmıştır ki DMSA ile uyarılan örneklerde bile tespiti mümkün olamamaktadır. Çok sık görülmeyen bu durumda porfirin testi yapılması uygun olacaktır. Çünkü bu test ile doku içindeki ağır metali bile saptanabilmektedir.
Normal gibi görünen kişilerde de ağır metal boşaltımı
Normal gibi görünen kişilerde de ağır metal boşaltımı fazla olabilir mi? Tabii ki olabilir ve zaten olmaktadır da. Bu durum bazı hekimlerde ve hastalarda kuşkuya yol açmaktadır. Yani ağır metal yükünün fazla olması otizmin nedeni olmayabilir mi? sorusunu akla getirmektedir.
Aslında ağır metal değerleri ile klinik belirtiler arasında doğru bir orantı yoktur. Aynı ağı metal düzeylerinde klinik belirtiler hafif (yorgunluk, halsizlik, konsantrasyon zafiyeti vb) olabileceği gibi otizm, Alzheimer hastalığı ya da şizofrenide olduğu gibi çok ağır da olabilir. Bu değişkenlik kişinin ağır metali boşaltma kapasitesi ile ilgilidir. Ayrıca kişinin beyin gelişiminin hızlı olduğu erken yaşta ağır metale maruz kalması da önemli bir etken olmaktadır. Az önce söylediğimiz gibi en ağır belirtiler DMSA ile bile ağır metal boşaltımı yapamayan kişilerde görülmektedir.
Bazen şelasyon uyguladığımız kişilerde 6 ay sonra x ağır metalinin daha da arttığı ve hatta daha önce normal sınırlarda olan bir y metalinin patolojik sınırlara geçtiğini görmekteyiz. Halbuki o sırada hasta klinik olarak daha iyiye gidebilmektedir.
Ağır metal yükü hiçbir zaman normal olarak kabul edilemez! Ağır metaller sıfır olmalıdır, yani sıfırın üzerindeki her değer patolojiktir. Bu nedenle bir X değerinin laboratuar normalleri arasında kalmasının hiçbir garantisi yoktur.
Çok yüksek ağır metal değerlerine sahip olan çocuklarda bile mutlaka, başka etiolojik faktörler de (kimyasal toksinler) araştırılmalıdır.
Normal şartlarda saç ve idrardan alınan örneklerin özel yöntemlerle incelenmesiyle vücutta ağır metaller saptanabilir. Saç, yavaş gelişen bir doku olduğundan burada biriken ağır metallerin varlığını saptamak vücut hakkında bir fikir verebilir.
Ağır metallerin nörotoksik yani sinir sistemine zarar veren yapıda oldukları tıpta bilinen bir konudur. Toksik ağır metaller özellikle yağdan zengin doku ve organları seçerler.
Yalnız burada göz ardı edilmemesi gereken şu ki, doğuştan gelen özellikleri nedeniyle otistik çocuklarda ağır metaller organ ve dokulardan atılamadığından dolayı birikmekte ve dolayısıyla kana karışmadıkları için saça ulaşamamaktadır. Bu nedenle, normal çocuklardan alınan saç örneklerinde referans aralıklarda (normal düzeylerde) ağır metallere rastlanırken, otistik çocuklarda bu düzey ya çok düşüktür ya hiç gözlenmemektedir. Aynı şekilde idrarda da ağır metallere rastlanmaz.
Otistik çocukların vücutlarındaki ağır metalleri saptamanın güvenli bir yolu vardır. O da, DMSA (dimerkaptosüksinik asit) adı verilen bir maddenin uygun dozda verilmesini takiben en az altı saat sonrasında alınan idrar örneklerinde toksik ağır metalleri saptamak mümkün olmaktadır.
Beyin fonksiyonel hasarının araştırılması
BEYNİN kan dolaşımına ve fonksiyon düzeyine bağlı olarak görüntüleme olanağı sağlayan bir görüntüleme yöntemi olan Beyin Perfüzyon SPECT ile yapılan araştırmalarla beyindeki fonksiyonel hasar saptanabilmektedir.
Bu yöntem ile otistik çocuklarda özellikle konuşma ve algılamayı da kontrol eden merkezlerin bulunduğu frontal ve temporal bölgelerin azalmış aktivite gösterdiği tüm olgularda saptanmıştır. Ancak burada daha önemli olan konu, azalmış fonksiyona sahip bu alanın düzelebilir, geri kazanılabilir özelliğe sahip olup olmadığının araştırılmasıdır. Bu aşamada, Manyetik Rezonans Görüntüleme ile yapılacak ikinci bir değerlendirme eğer kalıcı bir hasar var ise bu hasarı belirleyebilmektedir.
Toksik ağır metaller vücuttan atılabilir mi?
EVET. Bu tedavi, kısaca civa, kurşun, arsenik ve benzeri toksik ağır metallerin vücuttan atılmasının sağlanması olarak özetlenebilir. Ancak bu tedavi sadece ağır metallerden etkilenen ve bu tedavinin uygulanabileceği özelliklere sahip (yani böbrek ve karaciğer hastalığı olmayan) çocuklara önerilebilir. Tedavide kullanılan DMSA geniş bir yelpazedeki zehirli metalleri (kurşun, civa, arsenik, kalay, nikel ve antimon) bağladığı ve vücuttan attığı ispat edilmiştir.]]>
http://www.dolphintherapy.eu/bb/showthread.php?tid=216
Wed, 11 Nov 2009 14:18:01 +0200http://www.dolphintherapy.eu/bb/showthread.php?tid=216
İlgi Takıntıları
Bazı çocukların çok sınırlı ilgi alanları vardır. İlgi duydukları alana karşı son derece hassaslaşırlar. İlgileri sınırlı olduğu için, bir konunun bütünüyle ilgilenmez; sadece ilgi duydukları detaya takılıp kalırlar. Saç takıntısı olan çocuk, insanlarla bir araya geldiği zaman bütün ilgisini saçlara yöneltir. Örneğin, saç takıntısı olan bir çocuk, saçla ilgili sorular sorup durur: Müdürün niye saçı yok? Kızların saçı niye uzun? Ayşe niçin saçlarını boyamış? Saçlarım ne zaman dökülecek? Öğretmenin saçını çekersem ne olur? vb.
İlgi takıntısı, daha çok zeki otistik çocuklarda ve Asperger sendromlu çocuklarda görülür. Çocuk takıntılı olduğu konu hakkında devamlı bilgi toplar ve araştırır. En çok görülen ilgi takıntıları şöyle sıralanır: Hayvan türleri, taşıtlar, araba markaları, bilgisayarlar, telefon numaraları, araba plakaları, matematik işlemleri, hava durumu vb.
Nesne Takıntıları
Birçok çocuk, belirli nesnelere bağlanır ve takıntılı olduğu nesneyi devamlı yanında taşır. Örneğin, cebinde devamlı bir ip taşıması, kucağında bir oyuncakla uyuması vb. Kimi çocuk işi ileri boyutlara taşıyarak, odasını ilgi duyduğu nesneyle doldurur. Örneğin, kapak takıntısı olan Tuğçe, farklı boyda ve renkte yüzlerce kapaktan oluşan bir koleksiyona sahiptir. Kapaklarına asla dokundurtmaz.
Nesne takıntısı, daha çok zekâsı geride olan çocuklarda görülür. En çok görülen nesne takıntıları şöyle sıralanır: Kapaklar, ipler, pet şişeler, yapboz parçaları, parlak cisimler vb.
Simetri Takıntıları
Çevrelerindeki her şeyin düzenli olmasını isterler. Eğri duran sandalyeyi düzeltirler, yana doğru hafif kaymış halıyı düzeltirler. Gözleriyle sürekli çevrelerini kontrol ederler, düzene koyacak bir şeyler mutlaka bulurlar. Normal insanın bile fark edemediği eğrilikleri görürler ve düzeltmeye çalışırlar; düzeltemediklerinde ise, hırçınlaşır, öfke nöbetleri geçirirler. Örneğin, İsmail gömlek ve ceket gibi giysilerin açık gördüğü düğmelerini hemen ilikler, sandalyelerin aynı hizada olmasına özen gösterir, eğri duran panoları ve panolardaki resimleri düzeltir, hafif bir eğriliğe tahammülü yoktur.
Aynılığı Devam Ettirme Takıntıları
Yaşamlarıyla ilgili birçok etkinliği hep aynı formlarda yaparlar. Bu sebeple tekdüze bir yaşama sahiptirler. Yaşadıkları ortamın bir fotoğrafını hafızalarında bulundururlar ve orada yapılan küçük bir değişikliği bile anlarlar. Örneğin, odasında alınan bir nesneyi hemen fark ederek tepki gösterir.
Birçok eylemi her gün rutin olarak tekrar eder ve belirli bir düzeni korumak için çaba gösterirler. Yeni şeyler denemekten kaçınır ve yeni davranışların öğretilmesine karşı koyarlar. Yeniliklere korkuyla yaklaşırlar.
En çok görülen rutin takıntıları şöyle sıralanabilir: Yatağının hep aynı yerde olmasını isteme, aynı sandalyede oturma, aynı yoldan gidip gelme, aynı bardaktan sıvı içme, aynı yemeği yeme, aynı müzik parçasını dinleme, nesneleri hep aynı şekilde sıralama, aynı renkteki eşyaları kullanma vb.
Davranış Takıntıları (stereo tip)
Bazı anlamsız davranışları durmadan tekrar ederler. Davranış takıntıları değişik biçimlerde görülebilir ve çocukluk döneminde oldukça yoğundur; büyümeye paralel olarak davranış takıntılarında azalma ve sönme görülür. Tekrarlayıcı davranışlar, Asperger sendromlu çocuklarda daha çok görülür; fakat bu davranışlar abartılı olmadığı için pek fark edilmez.
En çok görülen tekrar edici davranışlar şöyle sıralanabilir: İleri geri sallanma, parmaklarını gözlerine yakınlaştırarak sallama, metal para ve düğme gibi nesneleri döndürme, avucunu yalama, kulaklarına ve başka organlarına ritmik şekillerde vurma, etrafında dönme, ağzıyla çeşitli sesler çıkarma, nesneleri bir yerlere vurarak ses çıkartma vb.
KAYNAK: Çetin ÖZBEY, Otizm ve Otistik Çocukların Eğitimi, İnkılap Kitapevi, İstanbul, 2005.]]>
İlgi Takıntıları
Bazı çocukların çok sınırlı ilgi alanları vardır. İlgi duydukları alana karşı son derece hassaslaşırlar. İlgileri sınırlı olduğu için, bir konunun bütünüyle ilgilenmez; sadece ilgi duydukları detaya takılıp kalırlar. Saç takıntısı olan çocuk, insanlarla bir araya geldiği zaman bütün ilgisini saçlara yöneltir. Örneğin, saç takıntısı olan bir çocuk, saçla ilgili sorular sorup durur: Müdürün niye saçı yok? Kızların saçı niye uzun? Ayşe niçin saçlarını boyamış? Saçlarım ne zaman dökülecek? Öğretmenin saçını çekersem ne olur? vb.
İlgi takıntısı, daha çok zeki otistik çocuklarda ve Asperger sendromlu çocuklarda görülür. Çocuk takıntılı olduğu konu hakkında devamlı bilgi toplar ve araştırır. En çok görülen ilgi takıntıları şöyle sıralanır: Hayvan türleri, taşıtlar, araba markaları, bilgisayarlar, telefon numaraları, araba plakaları, matematik işlemleri, hava durumu vb.
Nesne Takıntıları
Birçok çocuk, belirli nesnelere bağlanır ve takıntılı olduğu nesneyi devamlı yanında taşır. Örneğin, cebinde devamlı bir ip taşıması, kucağında bir oyuncakla uyuması vb. Kimi çocuk işi ileri boyutlara taşıyarak, odasını ilgi duyduğu nesneyle doldurur. Örneğin, kapak takıntısı olan Tuğçe, farklı boyda ve renkte yüzlerce kapaktan oluşan bir koleksiyona sahiptir. Kapaklarına asla dokundurtmaz.
Nesne takıntısı, daha çok zekâsı geride olan çocuklarda görülür. En çok görülen nesne takıntıları şöyle sıralanır: Kapaklar, ipler, pet şişeler, yapboz parçaları, parlak cisimler vb.
Simetri Takıntıları
Çevrelerindeki her şeyin düzenli olmasını isterler. Eğri duran sandalyeyi düzeltirler, yana doğru hafif kaymış halıyı düzeltirler. Gözleriyle sürekli çevrelerini kontrol ederler, düzene koyacak bir şeyler mutlaka bulurlar. Normal insanın bile fark edemediği eğrilikleri görürler ve düzeltmeye çalışırlar; düzeltemediklerinde ise, hırçınlaşır, öfke nöbetleri geçirirler. Örneğin, İsmail gömlek ve ceket gibi giysilerin açık gördüğü düğmelerini hemen ilikler, sandalyelerin aynı hizada olmasına özen gösterir, eğri duran panoları ve panolardaki resimleri düzeltir, hafif bir eğriliğe tahammülü yoktur.
Aynılığı Devam Ettirme Takıntıları
Yaşamlarıyla ilgili birçok etkinliği hep aynı formlarda yaparlar. Bu sebeple tekdüze bir yaşama sahiptirler. Yaşadıkları ortamın bir fotoğrafını hafızalarında bulundururlar ve orada yapılan küçük bir değişikliği bile anlarlar. Örneğin, odasında alınan bir nesneyi hemen fark ederek tepki gösterir.
Birçok eylemi her gün rutin olarak tekrar eder ve belirli bir düzeni korumak için çaba gösterirler. Yeni şeyler denemekten kaçınır ve yeni davranışların öğretilmesine karşı koyarlar. Yeniliklere korkuyla yaklaşırlar.
En çok görülen rutin takıntıları şöyle sıralanabilir: Yatağının hep aynı yerde olmasını isteme, aynı sandalyede oturma, aynı yoldan gidip gelme, aynı bardaktan sıvı içme, aynı yemeği yeme, aynı müzik parçasını dinleme, nesneleri hep aynı şekilde sıralama, aynı renkteki eşyaları kullanma vb.
Davranış Takıntıları (stereo tip)
Bazı anlamsız davranışları durmadan tekrar ederler. Davranış takıntıları değişik biçimlerde görülebilir ve çocukluk döneminde oldukça yoğundur; büyümeye paralel olarak davranış takıntılarında azalma ve sönme görülür. Tekrarlayıcı davranışlar, Asperger sendromlu çocuklarda daha çok görülür; fakat bu davranışlar abartılı olmadığı için pek fark edilmez.
En çok görülen tekrar edici davranışlar şöyle sıralanabilir: İleri geri sallanma, parmaklarını gözlerine yakınlaştırarak sallama, metal para ve düğme gibi nesneleri döndürme, avucunu yalama, kulaklarına ve başka organlarına ritmik şekillerde vurma, etrafında dönme, ağzıyla çeşitli sesler çıkarma, nesneleri bir yerlere vurarak ses çıkartma vb.
KAYNAK: Çetin ÖZBEY, Otizm ve Otistik Çocukların Eğitimi, İnkılap Kitapevi, İstanbul, 2005.]]>
http://www.dolphintherapy.eu/bb/showthread.php?tid=215
Wed, 11 Nov 2009 14:16:39 +0200http://www.dolphintherapy.eu/bb/showthread.php?tid=215
Şekil 1. Otizmin muhtemel oluş mekanizması
AĞIR METAL KAYNAKLARI
Not bu liste tam değildir, eksikliklerin tamamlanmasında herkese görev düşmektedir. Diğer kimyasal toksinlerin de listelerinin hazırlanması gerekir.
Cıva kaynakları
• Egzoz gazları ve kirli hava
• Böcek ilaçları
• Amalgam diş dolguları
• İçme suları
• Keçe
• Kulak ve burun damlaları
• Bazı aşılar (karma aşı, hepatit B, HiB, grip)
• Kan grubu uyuşmazlığını önleyen ilaçlar
• Kontakt lens solüsyonları
• Çamaşır yumuşatıcıları
• Deniz ürünleri
• Talk pudrası
• Kozmetikler (maskara)
• Ahşap koruyucuları
• Yer cilaları ve parlatıcıları
• Piller
• Cıvalı idrar söktürücüleri
• Elektrikli aletler
• Patlayıcılar
• Fluoresan lambalar
• Boyalar
• Tarım ilaçları
• Petrol ürünleri
• Musluk suyu
Kurşun kaynakları
• Motorlu araçların yaydığı egzoz gazları
• Kurşun borularla evimize ulaştırılan sular
• Kalıcı rujlar
• Vinil okul çantaları
• Ders araçları,
• Duvar boyaları
• Tekstil boyaları
• Oyuncaklar
• İçme suları
• Dökme demir
• Kirli hava
• Porselen veya çelikten yapılmış banyo küvetleri
• Piller
• Konserve gıdalar
• Kimyasal gübreler
• Toz
• Endüstriyel bölgelerde yetişmiş gıdalar
• Saç boyaları
• Kurşunlu cam
• Böcek öldürücüler
• Sigara dumanı
Alüminyum kaynakları
• Pişirme kapları
• Folyolar
• İçme suları
• Antiasitler (mide ilaçları)
• Aşılar (Pnömokok, Hepatit A, HPV)
• Deodoranlar
• Tamponlu aspirin
• Gıda katkıları
• Rujlar
• Konserve edilmiş asidik yiyecekler
• Bazı ishal ilaçları
• Bazı hemoroit ilaçları
• İşlenmiş bazı peynirler
Arsenik kaynakları
· Kirli hava
· İçme suyu
· Balıklar
· Böcek öldürücüler
· Tarım ilaçları
· Endüstiriyel et ürünleri
· İşlenmiş bazı metaller
· Deniz ürünleri
· Özel cam ürünleri
· Tahta koruyucuları
Kadmiyum kaynakları
· Sigara dumanı
· Kirli hava
· Kadmiyumlu topraklarda yetişen bazı meyve ve sebzeler
· Böbrek, karaciğer, tavuk gibi et ürünleri
· Böcek öldürücüler
· Karayollarındaki tozlar
· Nikel-kadmiyumlu piller
· Boyalar
· Fosfatlı gübreler
Nikel kaynakları
· Elektrik düğmeleri
· Aydınlatma gereçleri
· Seramik
· Kakao
· Soğuk saç perması
· Yemek pişirme kapları
· Kozmetik ürünler
· Metal paralar
· Diş malzemeleri
· Bazı çikolatalar
· Margarinler
· Endüstriyel alanların yakınında üretilmiş gıda ürünleri
Not bu liste tam değildir, eksikliklerin tamamlanmasında herkese görev düşmektedir. Diğer kimyasal toksinlerin de listelerinin hazırlanması gerekir.
Cıva kaynakları
• Egzoz gazları ve kirli hava
• Böcek ilaçları
• Amalgam diş dolguları
• İçme suları
• Keçe
• Kulak ve burun damlaları
• Bazı aşılar (karma aşı, hepatit B, HiB, grip)
• Kan grubu uyuşmazlığını önleyen ilaçlar
• Kontakt lens solüsyonları
• Çamaşır yumuşatıcıları
• Deniz ürünleri
• Talk pudrası
• Kozmetikler (maskara)
• Ahşap koruyucuları
• Yer cilaları ve parlatıcıları
• Piller
• Cıvalı idrar söktürücüleri
• Elektrikli aletler
• Patlayıcılar
• Fluoresan lambalar
• Boyalar
• Tarım ilaçları
• Petrol ürünleri
• Musluk suyu
Kurşun kaynakları
• Motorlu araçların yaydığı egzoz gazları
• Kurşun borularla evimize ulaştırılan sular
• Kalıcı rujlar
• Vinil okul çantaları
• Ders araçları,
• Duvar boyaları
• Tekstil boyaları
• Oyuncaklar
• İçme suları
• Dökme demir
• Kirli hava
• Porselen veya çelikten yapılmış banyo küvetleri
• Piller
• Konserve gıdalar
• Kimyasal gübreler
• Toz
• Endüstriyel bölgelerde yetişmiş gıdalar
• Saç boyaları
• Kurşunlu cam
• Böcek öldürücüler
• Sigara dumanı
Alüminyum kaynakları
• Pişirme kapları
• Folyolar
• İçme suları
• Antiasitler (mide ilaçları)
• Aşılar (Pnömokok, Hepatit A, HPV)
• Deodoranlar
• Tamponlu aspirin
• Gıda katkıları
• Rujlar
• Konserve edilmiş asidik yiyecekler
• Bazı ishal ilaçları
• Bazı hemoroit ilaçları
• İşlenmiş bazı peynirler
Arsenik kaynakları
· Kirli hava
· İçme suyu
· Balıklar
· Böcek öldürücüler
· Tarım ilaçları
· Endüstiriyel et ürünleri
· İşlenmiş bazı metaller
· Deniz ürünleri
· Özel cam ürünleri
· Tahta koruyucuları
Kadmiyum kaynakları
· Sigara dumanı
· Kirli hava
· Kadmiyumlu topraklarda yetişen bazı meyve ve sebzeler
· Böbrek, karaciğer, tavuk gibi et ürünleri
· Böcek öldürücüler
· Karayollarındaki tozlar
· Nikel-kadmiyumlu piller
· Boyalar
· Fosfatlı gübreler
Nikel kaynakları
· Elektrik düğmeleri
· Aydınlatma gereçleri
· Seramik
· Kakao
· Soğuk saç perması
· Yemek pişirme kapları
· Kozmetik ürünler
· Metal paralar
· Diş malzemeleri
· Bazı çikolatalar
· Margarinler
· Endüstriyel alanların yakınında üretilmiş gıda ürünleri
· Saç spreyleri
· Endüstriyel atıklar
· Süs eşyaları
· Metal rafinerileri
· Metal eşyalar
· Nikel-kadmiyum piller
· Ortodonti malzemeleri
· Şampuanlar
· Musluk suyu
· Fermuarlar
· Sigara dumanı]]>
http://www.dolphintherapy.eu/bb/showthread.php?tid=214
Wed, 11 Nov 2009 14:11:10 +0200http://www.dolphintherapy.eu/bb/showthread.php?tid=214
1)Seslenildiğinde bakmazlar
2) işaret parmağını kullanamazlar
3) empati kurmazlar(gözlerini sürekli kaçırırlar)
4) oyuncaklarıyla , oynanması gereken şekilde oynamazlar
5) dönen cisimlere (çamaşır makinası vb) sürekli bakarlar.
6) dil gelişimleri ya hiç yoktur ,yada yaşıtlarına göre zayıftır.
7) oyuncakların tekerlerini döndürürler
8) sterotip hareketleri vardır
1. Duyusal Özellikler :
a) İşitsel Uyarılara Karşı Tepkileri : Seslere karşı çok değişik tepkiler gösteren otistik çocukların, erken çocukluk döneminde bazı seslere hiçbir tepki vermemesi, çocukta işitme problemi olduğu düşüncesini çağrıştırmaktadır.
b) Görsel Uyarılara Karşı Tepkileri : Otistik çocukların insan yüzüne ve çevrelerindeki birçok nesneye bakmamalarına karşın, hareket eden, dönen ya da parlak olan bazı nesnelere çok uzun bakabildikleri, bazılarının zaman zaman ışıktan rahatsız oldukları hatta karanlık bir odada daha rahat ettikleri görülebilmektedir.
c) Acı, Sıcak, Soğuğa Karşı Tepkiler : Bu tepkiler bazı çocuklarda acıyı, sıcağı ve soğuğu farketmeme şeklinde ortaya çıkarken, bazılarında ise, soğuk suyla ellerini yıkarken ağlama, eline iğne battığı zaman çığlık atma gibi aşırı duyarlılıklar şeklinde de görülebilmektedir.
d) Dokunulmaya Karşı Tepkiler : Herhangi bir kimse tarafından dokunulmaya, kucağa alınmaya tepki gösteren otistik çocuklar, fiziksel teması reddetmekte ve çevreleriyle ilişki kurmaktan kaçınmaktadırlar.
Otistik çocukların çevrelerindeki duyusal uyarılara çok farklı tepkiler vermelerine karşın, yeni bir nesneyi genellikle koklayarak, yalayarak ve parmaklarını üzerinde gezdirerek tanımaya ve keşfetmeye çalıştıkları gözlenmektedir.
2. Motor Gelişim Özellikleri :
Otistik çocukların ip atlama, dans, yüzme gibi büyük kas motor becerilerin kullanılmasını gerektiren bazı hareketleri taklit etme yetilerinin çok az ya da hiç olmamasına bağlı olarak daha geç öğrendikleri görülmektedir. Kâğıt kesme, kutu içine küp atma ve ipe boncuk dizme gibi küçük kas motor becerilerinin de oldukça zayıf olduğu gözlenmektedir.
Otistik çocukların duruşlarında, ellerini kullanmada zaman zaman normalden farklı bir görünüm sergiledikleri görülmektedir. (Parmak uçlarında yürüme, belli hareketleri tekrar etme, tek ayağı üzerinde ileri geri sallanma, kendi etrafında dönme vb.) Bununla birlikte hiperaktif (çok hareketli) veya hipoaktif (az hareketli) olmaları da diğer motor davranış özellikleri olarak kabul edilmektedir.
3. Sosyal Gelişim Özellikleri :
Kucağa alındığında sarılmama, annenin sesine tepki vermeme gibi davranışları gösteren otistik çocukların çoğu, anneye bağımlılık davranışının yoksunluğunu göstermektedirler.
Sevgi ve güvende olma gereksinimi yönüyle diğer bireylere fiziksel yakınlaşma davranışları görülmemektedir.
Otistik çocukların zamanlarının çoğunu tek başına oynayarak geçirdikleri ve anne-babaları ile iletişim kurmadıkları gözlenmiştir.
Çevreyle ilgili en ufak değişikliklerin karşısında çok duyarlı olabildikleri halde insan yüzü ve karşılıklı iletişim bu çocuklar için çok az önem taşımaktadır.
Otistik çocuklarda oyun becerisi, sembolik düşüncenin kazanıldığı duyu motor döneme paralel olarak gelişmemektedir. İletişim ve hayal gücünden yoksun olmaları nedeniyle diğer çocukların oyununa katılmazlar.
4. Dil ve İletişim Özellikleri :
Çevredeki bireylerle iletişim kurmada yetersiz olma otizmin en belirgin özelliklerinden biri olarak belirtilmektedir.
a) Sözel Olmayan İletişim : Temel duyguları (mutluluk, üzüntü vb.) ifade etmede güçlük, karşısındaki kişinin yüzüne ve gözüne bakmama, karşılıklı iletişim kurmak istemediğinde bağırma, vurma, çığlık atma gibi özellikler göstermektedirler.
b) Sözel İletişim : Otistik çocukların dil gelişimlerinde, hiç konuşmama, sadece bir-iki kelime söyleme, çok kelimeyle anlamsız konuşma, ekolali konuşma, zamirleri karıştırma, konuşulanları anlamada güçlük çekme, gramer bozuklukları ve telâffuz güçlüğü gibi özellikler görülmektedir.
5. Zihinsel Gelişim Özellikleri :
Otistik çocukların zekâ düzeylerini belirleyen testleri kullanmada güçlükler olması ve bu çocukların testlerde düşük performans göstermeleri zekâ bölümlerinin tespitini zorlaştırmaktadır.
Son yapılan araştırmalar temel problemin zihinsel gelişim alanında olduğunu belirtmekte ve bu konudaki tartışmalar zihinsel yetersizliğin birinci olarak dil ve iletişim problemlerine yol açtığı, ikinci olarak da davranışsal ve duyusal güçlüklere neden olduğu yönünde yoğunlaşmaktadır.
6. Davranış Özellikleri :
İnsana karşı tepkisiz davranma, sosyal etkileşimlerden geri çekilme gibi davranış özellikleri olduğu belirtilebilir.
a) Duygusal Tepkiler:
1) Özel Korkular : Sudan korkma, ayakkabı ayağını sıktığı için ayakkabı giymeyi istememe gibi.
2) Tehlikelerin Farkında Olmama : Yüksek bir duvarın üzerinde yürüme vb.
3) Nedensiz Gülme ve Ağlama Davranışları Gösterme.
4) Değişikliklere Karşı Tepki Gösterme : En küçük bir değişiklik onların sevinç çığlıklarına ya da öfke nöbetlerine yol açabilmektedir.
b) Davranış Problemleri : Öfke nöbetleri, çevresine zarar verici davranışlar, kendisine zarar verici davranışlar, stereotip vücut hareketleri (kendiliğinden başlayan hareketler) otistik çocuklarda görülen davranış problemleridir.
7. Özel Beceriler :
Bunlar genellikle konuşma becerisi soyut anlam içermeyen türden becerilerdir. Otobüs hareket saatleri, sayılar vb. ayrıntılar ilgili bazı görsel yetenekler şeklinde de ortaya çıkabilmektedir. Kendi kendine okuma-yazma öğrenebilme, okuduğunu anlamasa da akıcı bir şekilde okuyabilme, kısa sürede ezberleyebilme gibi iyi bir belleğe sahip olan erken gelişmiş kavramsal veya görsel-motor yetenekleri olan otistik çocuklara da rastlanmaktadır.]]>
1)Seslenildiğinde bakmazlar
2) işaret parmağını kullanamazlar
3) empati kurmazlar(gözlerini sürekli kaçırırlar)
4) oyuncaklarıyla , oynanması gereken şekilde oynamazlar
5) dönen cisimlere (çamaşır makinası vb) sürekli bakarlar.
6) dil gelişimleri ya hiç yoktur ,yada yaşıtlarına göre zayıftır.
7) oyuncakların tekerlerini döndürürler
8) sterotip hareketleri vardır
1. Duyusal Özellikler :
a) İşitsel Uyarılara Karşı Tepkileri : Seslere karşı çok değişik tepkiler gösteren otistik çocukların, erken çocukluk döneminde bazı seslere hiçbir tepki vermemesi, çocukta işitme problemi olduğu düşüncesini çağrıştırmaktadır.
b) Görsel Uyarılara Karşı Tepkileri : Otistik çocukların insan yüzüne ve çevrelerindeki birçok nesneye bakmamalarına karşın, hareket eden, dönen ya da parlak olan bazı nesnelere çok uzun bakabildikleri, bazılarının zaman zaman ışıktan rahatsız oldukları hatta karanlık bir odada daha rahat ettikleri görülebilmektedir.
c) Acı, Sıcak, Soğuğa Karşı Tepkiler : Bu tepkiler bazı çocuklarda acıyı, sıcağı ve soğuğu farketmeme şeklinde ortaya çıkarken, bazılarında ise, soğuk suyla ellerini yıkarken ağlama, eline iğne battığı zaman çığlık atma gibi aşırı duyarlılıklar şeklinde de görülebilmektedir.
d) Dokunulmaya Karşı Tepkiler : Herhangi bir kimse tarafından dokunulmaya, kucağa alınmaya tepki gösteren otistik çocuklar, fiziksel teması reddetmekte ve çevreleriyle ilişki kurmaktan kaçınmaktadırlar.
Otistik çocukların çevrelerindeki duyusal uyarılara çok farklı tepkiler vermelerine karşın, yeni bir nesneyi genellikle koklayarak, yalayarak ve parmaklarını üzerinde gezdirerek tanımaya ve keşfetmeye çalıştıkları gözlenmektedir.
2. Motor Gelişim Özellikleri :
Otistik çocukların ip atlama, dans, yüzme gibi büyük kas motor becerilerin kullanılmasını gerektiren bazı hareketleri taklit etme yetilerinin çok az ya da hiç olmamasına bağlı olarak daha geç öğrendikleri görülmektedir. Kâğıt kesme, kutu içine küp atma ve ipe boncuk dizme gibi küçük kas motor becerilerinin de oldukça zayıf olduğu gözlenmektedir.
Otistik çocukların duruşlarında, ellerini kullanmada zaman zaman normalden farklı bir görünüm sergiledikleri görülmektedir. (Parmak uçlarında yürüme, belli hareketleri tekrar etme, tek ayağı üzerinde ileri geri sallanma, kendi etrafında dönme vb.) Bununla birlikte hiperaktif (çok hareketli) veya hipoaktif (az hareketli) olmaları da diğer motor davranış özellikleri olarak kabul edilmektedir.
3. Sosyal Gelişim Özellikleri :
Kucağa alındığında sarılmama, annenin sesine tepki vermeme gibi davranışları gösteren otistik çocukların çoğu, anneye bağımlılık davranışının yoksunluğunu göstermektedirler.
Sevgi ve güvende olma gereksinimi yönüyle diğer bireylere fiziksel yakınlaşma davranışları görülmemektedir.
Otistik çocukların zamanlarının çoğunu tek başına oynayarak geçirdikleri ve anne-babaları ile iletişim kurmadıkları gözlenmiştir.
Çevreyle ilgili en ufak değişikliklerin karşısında çok duyarlı olabildikleri halde insan yüzü ve karşılıklı iletişim bu çocuklar için çok az önem taşımaktadır.
Otistik çocuklarda oyun becerisi, sembolik düşüncenin kazanıldığı duyu motor döneme paralel olarak gelişmemektedir. İletişim ve hayal gücünden yoksun olmaları nedeniyle diğer çocukların oyununa katılmazlar.
4. Dil ve İletişim Özellikleri :
Çevredeki bireylerle iletişim kurmada yetersiz olma otizmin en belirgin özelliklerinden biri olarak belirtilmektedir.
a) Sözel Olmayan İletişim : Temel duyguları (mutluluk, üzüntü vb.) ifade etmede güçlük, karşısındaki kişinin yüzüne ve gözüne bakmama, karşılıklı iletişim kurmak istemediğinde bağırma, vurma, çığlık atma gibi özellikler göstermektedirler.
b) Sözel İletişim : Otistik çocukların dil gelişimlerinde, hiç konuşmama, sadece bir-iki kelime söyleme, çok kelimeyle anlamsız konuşma, ekolali konuşma, zamirleri karıştırma, konuşulanları anlamada güçlük çekme, gramer bozuklukları ve telâffuz güçlüğü gibi özellikler görülmektedir.
5. Zihinsel Gelişim Özellikleri :
Otistik çocukların zekâ düzeylerini belirleyen testleri kullanmada güçlükler olması ve bu çocukların testlerde düşük performans göstermeleri zekâ bölümlerinin tespitini zorlaştırmaktadır.
Son yapılan araştırmalar temel problemin zihinsel gelişim alanında olduğunu belirtmekte ve bu konudaki tartışmalar zihinsel yetersizliğin birinci olarak dil ve iletişim problemlerine yol açtığı, ikinci olarak da davranışsal ve duyusal güçlüklere neden olduğu yönünde yoğunlaşmaktadır.
6. Davranış Özellikleri :
İnsana karşı tepkisiz davranma, sosyal etkileşimlerden geri çekilme gibi davranış özellikleri olduğu belirtilebilir.
a) Duygusal Tepkiler:
1) Özel Korkular : Sudan korkma, ayakkabı ayağını sıktığı için ayakkabı giymeyi istememe gibi.
2) Tehlikelerin Farkında Olmama : Yüksek bir duvarın üzerinde yürüme vb.
3) Nedensiz Gülme ve Ağlama Davranışları Gösterme.
4) Değişikliklere Karşı Tepki Gösterme : En küçük bir değişiklik onların sevinç çığlıklarına ya da öfke nöbetlerine yol açabilmektedir.
b) Davranış Problemleri : Öfke nöbetleri, çevresine zarar verici davranışlar, kendisine zarar verici davranışlar, stereotip vücut hareketleri (kendiliğinden başlayan hareketler) otistik çocuklarda görülen davranış problemleridir.
7. Özel Beceriler :
Bunlar genellikle konuşma becerisi soyut anlam içermeyen türden becerilerdir. Otobüs hareket saatleri, sayılar vb. ayrıntılar ilgili bazı görsel yetenekler şeklinde de ortaya çıkabilmektedir. Kendi kendine okuma-yazma öğrenebilme, okuduğunu anlamasa da akıcı bir şekilde okuyabilme, kısa sürede ezberleyebilme gibi iyi bir belleğe sahip olan erken gelişmiş kavramsal veya görsel-motor yetenekleri olan otistik çocuklara da rastlanmaktadır.]]>
http://www.dolphintherapy.eu/bb/showthread.php?tid=213
Wed, 11 Nov 2009 14:09:51 +0200http://www.dolphintherapy.eu/bb/showthread.php?tid=213
Otistik çocukların eğitsel gereksinimlerinin karşılanmasında öğretmenin hangi konuları göz önüne alarak nasıl hareket etmesi gerektiği hususunun iyi bilinmesi önem taşımaktadır. Bunun için öğretmenin, aşağıdaki noktalara dikkat etmesi gerekir:
1. Otistik Çocukların Eğitimine Çocuğun Performansı Alınarak Başlanması:
Otistik çocuklar bireysel ayrıcalık gösterdiklerinden performansları da birbirinden farklıdır. Çocuğa uygun hazırlanacak olan eğitim plânına başlamadan önce öğrenci gözlenir, ölçüt bağımlı ölçü araçlarıyla her bir beceri alanındaki performansı belirlenir. Performans alımı sırasında çocuktan istenen açık olarak söylenmeli ve gelen cevaplar hiç tepki göstermeden kaydedilmelidir.
Ölçüt bağımlı ölçü araçlarının verilerine göre amaçlar belirlenir, amaçlara ulaşmak için ara amaçlar saptanır ve öğretim araçları geliştirilerek bireysel eğitim ortamlarında öğretime başlanır.
2. Otistik Çocuklara Bireysel Eğitim Plânı Uygulanması:
Heterojen bir grup olan otistik çocukların eğitsel gereksinimlerinin karşılanabilmesi için hazırlanan çerçeve programdan her çocuk için bireyselleştirilmiş eğitim plânı hazırlanarak uygulanması gerekir. Hazırlanacak olan bu eğitim plânındaki amaçlar ve araç gereçler çocuğu merkeze almalıdır.
Bireysel Eğitim Çalışmalarında öğretmen, belirlediği kavram ve becerilerin öğretiminde öğrenci ile birebir çalışır. Bunun için bireysel eğitim ortamlarını kullanır. Bireysel eğitim ortamlarının hazırlanmasında, sınıf düzenlemesinde çocukların bireysel ya da ikişer kişilik gruplar halinde çalışmalarını sağlamak amacıyla gerekli olan bireysel eğitim köşeleri hazırlanır. Bireyin performansına uygun amaçların belirlenmesi ve buna uygun plân ve programların hazırlanması ile bireysel eğitim çalışmalarına başlanır. Bireysel eğitimin süreci ve süresi öğretmen tarafından belirlenir.
3. İlerlemelerin Kaydedilmesi ve Değerlendirilmesi:
Öğretim sürekli değerlendirme gerektirir. Amaçların ve davranış değişikliklerinin öğrencide gerçekleşip gerçekleşmediği düzenli bir değerlendirme sonucunda ortaya çıkar.
Öğretmen, öğrencideki gelişimleri ve değişimleri kaydederken günlük plân özelliğini de taşıyabilecek kayıt formları ve grafikler oluşturur. Her bir amaç için hazırlanan bu form ve grafikler ilerlemelerin kaydedilmesinde öğretmene pratiklik kazandırdığı gibi öğrencinin o becerideki ilk ve son durumu arasındaki gelişimini rahatça değerlendirmesine de yardımcı olur.
4. İletişim Problemleri Üzerinde Durulması:
Otistik çocukların genel özelliklerinden biri de çevrelerindeki insanlarla iletişim kurmakta güçlük çekmeleridir. Bu nedenle çocukların eğitimlerine devam edilirken iletişim problemleri üzerinde öncelikle durulmalıdır. İletişim problemleri üzerinde durulurken her çocuğun iletişim düzeylerinin ve iletişim kurma biçimlerinin (işaret, sözlü, fiziksel) birbirinden farklı olabileceği göz önünde bulundurulmalıdır.
5. Problem Davranışların Ortadan Kaldırılması:
Otistik çocukların eğitim programlarının amacı çocuğun davranış problemlerini azaltarak gereksinimleri olan becerileri kazandırmaktır. Öğretimi engelleyecek düzeyde stereotip ve problem davranışlar varsa öğretimle birlikte bu davranışların ortadan kaldırılması ya da azaltılması sağlanmalıdır. Problem davranışlar üzerinde çalışılırken her bir davranış için "Davranış Değiştirme" teknikleri uygulanmalıdır.
a) Problem Davranışın Tespiti :
Davranış değiştirme programı geliştirilirken öncelikle problem davranış açık olarak belirlenir. Belirlenen davranışın özelliğine uygun gözlem formları geliştirilerek davranışın sayısı ya da sıklığı düzenli olarak kaydedilir.
b) Problem Davranışın Gözlemi :
Belirlenen problem davranışın sistemli bir şekilde gözlenebilmesi için gözlem formları geliştirilir. Geliştirilen gözlem formunda, gözlem süresi, gözlemin yapıldığı ortam, problem davranışın öncesindeki olaylar ya da uyaranlar, problem davranış ve davranış sonundaki olaylar açık bir şekilde yazılır.
GÖZLEM FORMU ÖRNEĞİ
Bu gözlem sonunda, problem davranışı meydana getiren ya da oluşum sıklığını artıran nedenler belirlenip, bu durumun ortadan kaldırılması doğrultusunda çeşitli yöntem ve teknikler kullanılır. Bu tekniklerin geliştirilmesinde davranış ilkelerinden faydalanılır. Aşağıda temel davranış ilkelerinden "Pekiştirme" ve "Ceza" ilkeleri açıklanmıştır.
1) Pekiştirme : İzledikleri davranışın sıklıklarını arttıran çevresel uyaranlara pekiştireç ve bu sürece de pekiştirme adı verilir. Pekiştirecin iki temel özelliği vardır. Biri, davranışı izlemesidir. İkincisi, izlediği davranışın ileride oluşum sıklığını artırmasıdır. İki türlü pekiştirme vardır:
a) Olumlu Pekiştirme : Davranışı izleyen uyaran o davranışın sıklığını arttırıyorsa buna olumlu pekiştirme denir. Örneğin, "çocuğun bağımsız oynaması pekiştirilmektedir" denildiğinde çocuk kendi başına oynarken ana-babası ya da öğretmeninin dikkat ettiği ve onayladığı anlaşılmalıdır. Ya da çocuğun kendi başına oynamasının ana-babası ya da öğretmeninin dikkati ve ödülleriyle sonuçlandığı, oynamasının arttığı anlaşılmalıdır. (Onaylama ve ödüllendirme olumlu pekiştireçtir).
b) Olumsuz Pekiştirme : Davranışta tepkiyi izleyen uyaran olaylarından bazılarına son verilmesi o davranışın oluşum sıklığını arttırıyorsa buna olumsuz pekiştirme denir.
2) Ceza : Davranışı izleyen olay ya da davranışın sonuçları davranışın ileride oluşum sıklığını azaltıyorsa buna ceza denir. İki tür ceza bulunur:
a) Birinci Tür Ceza : Davranışı izleyen uyaran o davranış oluşum sıklığını azaltıyorsa buna birinci tür ceza denir. Örneğin, öğrencilerden biri sınıfta sürekli konuşarak, ödev yapan arkadaşlarını rahatsız etmektedir. Öğretmen, öğrencinin bu davranışına son vermek için, onu uyarır. Artık öğretmenin varlığında gelişigüzel konuşmaz.
b) İkinci Tür Ceza : Davranışı meydana getiren ya da sürdüren pekiştirecin geri çekilmesi ikinci tür cezadır. Örneğin, öğrenci ağzıyla komik sesler çıkarmaktadır. Bu davranış öğretmenin ve öğrencinin dikkatini çekmekte ve diğer öğrenciler gülmektedir. Buna göre öğretmen, öğrenci komik sesler çıkarttığında diğer öğrencilerin onu duymazlıktan gelmelerini ister ve duymazlıktan gelenlere ek dinlenme süresi verir. Öğrenci komik sesler çıkarmayı sürdürür. Ancak öğretmen ve arkadaşlarının dikkatinin yok olmasıyla, davranış değişmeye başlar. Yedi gün sonra bu öğrenci sergilemiş olduğu olumlu davranışlardan dolayı öğretmenin ve arkadaşlarının ilgisini çekmeye başlar ve komik sesler çıkarması yok olur. (2)
Öğretmenin, gözlem sonunda yukarıdaki ilkeler ve diğer davranış ilkelerinden faydalandığında problem davranışı ortadan kaldırması ya da azaltması daha kolay olacaktır.
Eğitim ortamları, oluşturulan seviye grubundaki çocukların özelliklerine (ilgi ve düzeylerine) uygun şekilde yapılandırılmalıdır. Ortamın düzenlenmesi öğretmenin işidir. Öğretmen, ortamı düzenlerken her bir öğretim amacına göre çocuklarla iletişim kurabilecek, onları kontrol edebilecek, olumsuz davranışların ortaya çıkmasını engelleyecek şekilde olmasına dikkat etmelidir.
Öğretimde kullanılacak araç gereçler önceden tespit edilmelidir. Hazırlanan araç gereçler her çocuk için plânlanan öğretimsel amaçlara hizmet etmeli ve çocuğun yaşantısında kullandığı veya kullanabileceği araçlardan seçilmelidir.
8. Öğretilecek Becerilerin Belirlenmesi:
Öncelikle verilmesi gereken beceriler çocuğun yaşamını kolaylaştıracak günlük yaşam ve öz bakım becerilerinden oluşmalıdır. Herhangi bir beceri öğretimine geçmeden önce o beceriyi alabilmesi için gerekli ön koşul becerilerin çocukta bulunup bulunmadığı belirlenmeli ve düzenli bir beceri analizi yapılmalıdır. Öğretim sırasında öğretmen, öğrencinin performans düzeyine bağlı olarak sözel ipucu, model olma ve fiziksel yardım ipuçlarını kullanmalıdır.
9. Etkinliklerin Düzenlenmesi:
Sınıf içi ve dışı etkinlikler düzenlenirken öğrencinin ilgi ve becerilerine göre öğretim amaçlarını gerçekleştirmeye yönelik olmasına dikkat edilmelidir. Etkinliklerde kontrol öğretmende olmalı, öğrenciyi mümkün olduğu kadar etkinliğe katmalı ve etkinlikler bir program çerçevesinde yürütülerek basit etkinliklerden başlanmalıdır. Etkinlik süresince çocuğun yapamadığından çok yaptığı beceriler dikkate alınarak olumlu ifadelerle pekiştirilmelidir.]]>
Otistik çocukların eğitsel gereksinimlerinin karşılanmasında öğretmenin hangi konuları göz önüne alarak nasıl hareket etmesi gerektiği hususunun iyi bilinmesi önem taşımaktadır. Bunun için öğretmenin, aşağıdaki noktalara dikkat etmesi gerekir:
1. Otistik Çocukların Eğitimine Çocuğun Performansı Alınarak Başlanması:
Otistik çocuklar bireysel ayrıcalık gösterdiklerinden performansları da birbirinden farklıdır. Çocuğa uygun hazırlanacak olan eğitim plânına başlamadan önce öğrenci gözlenir, ölçüt bağımlı ölçü araçlarıyla her bir beceri alanındaki performansı belirlenir. Performans alımı sırasında çocuktan istenen açık olarak söylenmeli ve gelen cevaplar hiç tepki göstermeden kaydedilmelidir.
Ölçüt bağımlı ölçü araçlarının verilerine göre amaçlar belirlenir, amaçlara ulaşmak için ara amaçlar saptanır ve öğretim araçları geliştirilerek bireysel eğitim ortamlarında öğretime başlanır.
2. Otistik Çocuklara Bireysel Eğitim Plânı Uygulanması:
Heterojen bir grup olan otistik çocukların eğitsel gereksinimlerinin karşılanabilmesi için hazırlanan çerçeve programdan her çocuk için bireyselleştirilmiş eğitim plânı hazırlanarak uygulanması gerekir. Hazırlanacak olan bu eğitim plânındaki amaçlar ve araç gereçler çocuğu merkeze almalıdır.
Bireysel Eğitim Çalışmalarında öğretmen, belirlediği kavram ve becerilerin öğretiminde öğrenci ile birebir çalışır. Bunun için bireysel eğitim ortamlarını kullanır. Bireysel eğitim ortamlarının hazırlanmasında, sınıf düzenlemesinde çocukların bireysel ya da ikişer kişilik gruplar halinde çalışmalarını sağlamak amacıyla gerekli olan bireysel eğitim köşeleri hazırlanır. Bireyin performansına uygun amaçların belirlenmesi ve buna uygun plân ve programların hazırlanması ile bireysel eğitim çalışmalarına başlanır. Bireysel eğitimin süreci ve süresi öğretmen tarafından belirlenir.
3. İlerlemelerin Kaydedilmesi ve Değerlendirilmesi:
Öğretim sürekli değerlendirme gerektirir. Amaçların ve davranış değişikliklerinin öğrencide gerçekleşip gerçekleşmediği düzenli bir değerlendirme sonucunda ortaya çıkar.
Öğretmen, öğrencideki gelişimleri ve değişimleri kaydederken günlük plân özelliğini de taşıyabilecek kayıt formları ve grafikler oluşturur. Her bir amaç için hazırlanan bu form ve grafikler ilerlemelerin kaydedilmesinde öğretmene pratiklik kazandırdığı gibi öğrencinin o becerideki ilk ve son durumu arasındaki gelişimini rahatça değerlendirmesine de yardımcı olur.
4. İletişim Problemleri Üzerinde Durulması:
Otistik çocukların genel özelliklerinden biri de çevrelerindeki insanlarla iletişim kurmakta güçlük çekmeleridir. Bu nedenle çocukların eğitimlerine devam edilirken iletişim problemleri üzerinde öncelikle durulmalıdır. İletişim problemleri üzerinde durulurken her çocuğun iletişim düzeylerinin ve iletişim kurma biçimlerinin (işaret, sözlü, fiziksel) birbirinden farklı olabileceği göz önünde bulundurulmalıdır.
5. Problem Davranışların Ortadan Kaldırılması:
Otistik çocukların eğitim programlarının amacı çocuğun davranış problemlerini azaltarak gereksinimleri olan becerileri kazandırmaktır. Öğretimi engelleyecek düzeyde stereotip ve problem davranışlar varsa öğretimle birlikte bu davranışların ortadan kaldırılması ya da azaltılması sağlanmalıdır. Problem davranışlar üzerinde çalışılırken her bir davranış için "Davranış Değiştirme" teknikleri uygulanmalıdır.
a) Problem Davranışın Tespiti :
Davranış değiştirme programı geliştirilirken öncelikle problem davranış açık olarak belirlenir. Belirlenen davranışın özelliğine uygun gözlem formları geliştirilerek davranışın sayısı ya da sıklığı düzenli olarak kaydedilir.
b) Problem Davranışın Gözlemi :
Belirlenen problem davranışın sistemli bir şekilde gözlenebilmesi için gözlem formları geliştirilir. Geliştirilen gözlem formunda, gözlem süresi, gözlemin yapıldığı ortam, problem davranışın öncesindeki olaylar ya da uyaranlar, problem davranış ve davranış sonundaki olaylar açık bir şekilde yazılır.
GÖZLEM FORMU ÖRNEĞİ
Bu gözlem sonunda, problem davranışı meydana getiren ya da oluşum sıklığını artıran nedenler belirlenip, bu durumun ortadan kaldırılması doğrultusunda çeşitli yöntem ve teknikler kullanılır. Bu tekniklerin geliştirilmesinde davranış ilkelerinden faydalanılır. Aşağıda temel davranış ilkelerinden "Pekiştirme" ve "Ceza" ilkeleri açıklanmıştır.
1) Pekiştirme : İzledikleri davranışın sıklıklarını arttıran çevresel uyaranlara pekiştireç ve bu sürece de pekiştirme adı verilir. Pekiştirecin iki temel özelliği vardır. Biri, davranışı izlemesidir. İkincisi, izlediği davranışın ileride oluşum sıklığını artırmasıdır. İki türlü pekiştirme vardır:
a) Olumlu Pekiştirme : Davranışı izleyen uyaran o davranışın sıklığını arttırıyorsa buna olumlu pekiştirme denir. Örneğin, "çocuğun bağımsız oynaması pekiştirilmektedir" denildiğinde çocuk kendi başına oynarken ana-babası ya da öğretmeninin dikkat ettiği ve onayladığı anlaşılmalıdır. Ya da çocuğun kendi başına oynamasının ana-babası ya da öğretmeninin dikkati ve ödülleriyle sonuçlandığı, oynamasının arttığı anlaşılmalıdır. (Onaylama ve ödüllendirme olumlu pekiştireçtir).
b) Olumsuz Pekiştirme : Davranışta tepkiyi izleyen uyaran olaylarından bazılarına son verilmesi o davranışın oluşum sıklığını arttırıyorsa buna olumsuz pekiştirme denir.
2) Ceza : Davranışı izleyen olay ya da davranışın sonuçları davranışın ileride oluşum sıklığını azaltıyorsa buna ceza denir. İki tür ceza bulunur:
a) Birinci Tür Ceza : Davranışı izleyen uyaran o davranış oluşum sıklığını azaltıyorsa buna birinci tür ceza denir. Örneğin, öğrencilerden biri sınıfta sürekli konuşarak, ödev yapan arkadaşlarını rahatsız etmektedir. Öğretmen, öğrencinin bu davranışına son vermek için, onu uyarır. Artık öğretmenin varlığında gelişigüzel konuşmaz.
b) İkinci Tür Ceza : Davranışı meydana getiren ya da sürdüren pekiştirecin geri çekilmesi ikinci tür cezadır. Örneğin, öğrenci ağzıyla komik sesler çıkarmaktadır. Bu davranış öğretmenin ve öğrencinin dikkatini çekmekte ve diğer öğrenciler gülmektedir. Buna göre öğretmen, öğrenci komik sesler çıkarttığında diğer öğrencilerin onu duymazlıktan gelmelerini ister ve duymazlıktan gelenlere ek dinlenme süresi verir. Öğrenci komik sesler çıkarmayı sürdürür. Ancak öğretmen ve arkadaşlarının dikkatinin yok olmasıyla, davranış değişmeye başlar. Yedi gün sonra bu öğrenci sergilemiş olduğu olumlu davranışlardan dolayı öğretmenin ve arkadaşlarının ilgisini çekmeye başlar ve komik sesler çıkarması yok olur. (2)
Öğretmenin, gözlem sonunda yukarıdaki ilkeler ve diğer davranış ilkelerinden faydalandığında problem davranışı ortadan kaldırması ya da azaltması daha kolay olacaktır.
Eğitim ortamları, oluşturulan seviye grubundaki çocukların özelliklerine (ilgi ve düzeylerine) uygun şekilde yapılandırılmalıdır. Ortamın düzenlenmesi öğretmenin işidir. Öğretmen, ortamı düzenlerken her bir öğretim amacına göre çocuklarla iletişim kurabilecek, onları kontrol edebilecek, olumsuz davranışların ortaya çıkmasını engelleyecek şekilde olmasına dikkat etmelidir.
Öğretimde kullanılacak araç gereçler önceden tespit edilmelidir. Hazırlanan araç gereçler her çocuk için plânlanan öğretimsel amaçlara hizmet etmeli ve çocuğun yaşantısında kullandığı veya kullanabileceği araçlardan seçilmelidir.
8. Öğretilecek Becerilerin Belirlenmesi:
Öncelikle verilmesi gereken beceriler çocuğun yaşamını kolaylaştıracak günlük yaşam ve öz bakım becerilerinden oluşmalıdır. Herhangi bir beceri öğretimine geçmeden önce o beceriyi alabilmesi için gerekli ön koşul becerilerin çocukta bulunup bulunmadığı belirlenmeli ve düzenli bir beceri analizi yapılmalıdır. Öğretim sırasında öğretmen, öğrencinin performans düzeyine bağlı olarak sözel ipucu, model olma ve fiziksel yardım ipuçlarını kullanmalıdır.
9. Etkinliklerin Düzenlenmesi:
Sınıf içi ve dışı etkinlikler düzenlenirken öğrencinin ilgi ve becerilerine göre öğretim amaçlarını gerçekleştirmeye yönelik olmasına dikkat edilmelidir. Etkinliklerde kontrol öğretmende olmalı, öğrenciyi mümkün olduğu kadar etkinliğe katmalı ve etkinlikler bir program çerçevesinde yürütülerek basit etkinliklerden başlanmalıdır. Etkinlik süresince çocuğun yapamadığından çok yaptığı beceriler dikkate alınarak olumlu ifadelerle pekiştirilmelidir.]]>
http://www.dolphintherapy.eu/bb/showthread.php?tid=212
Wed, 11 Nov 2009 14:02:53 +0200http://www.dolphintherapy.eu/bb/showthread.php?tid=212
Duyusal algılarım bozuktur. Gündelik yaşam içerisinde sizin çoğunlukla fark etmediğiniz kokular, sesler, tatlar, görüntüler, temaslar benim için çok rahatsız edici olabilir. Yaşadığım çevre benim için genellikle tehdit edici bir ortamdır. İçine kapalı ya da kavgacı görünebilir ama aslında bu kendimi koruduğum anlamına gelir.
Sıradan bir market alışverişi benim için tam bir kabus olabilir.
Seslere karşı aşırı hassas olduğumu bir düşünün. Aynı anda konuşan onlarca insan, günün indirimli ürününü tekrar tekrar anons eden mekanik bir ses, kasadaki işlem sesleri, alışveriş arabalarının tekerleklerinin çıkardığı gıcırtılı ses vb. Bu uyaranları beynim filtre edebilir ama bu ciddi anlamda aşırı yüklenmedir benim için.
Koku alma duyum da aşırı hassas olabilir. Kasap reyonundaki etler taze olmayabilir, yanımızdan geçen adam o gün duş alamamış olabilir, kasa sırasında önümüzde duran bebeğin bezi kirlenmiş olabilir… Bunlar benim için oldukça tiksindiricidir.
En yoğun kullandığım görme duyum aşırı uyarana maruz kalmış olabilir. Örneğin aşırı parlak floresan ışıkları mekanı sürekli titreşiyor gibi göstererek gözlerimi rahatsız edebilir. Camların yansıttığı parlak ışık, tavanda dönen fan, etrafımda sürekli hareket eden insanlar odaklanmam ve baş etmem gereken şeylerdir. Tüm bunlar denge duyumu etkiler ve vücudumun konumunu bile algılayamaz hale gelebilirim.
Somut düşünürüm. Dili sadece sözcüklerin anlamına göre yorumlarım. “Koşturmayı bırak” yerine “Arkandan atlı mı kovalıyor” derseniz aklım karışır. “Çantada keklik” demek yerine “Bunu yapmak senin için çok kolay” demelisiniz. Deyimler, kinayeler, imalar benim için anlamsız ve akıl karıştırıcıdır.
Sınırlı sözcük dağarcığıma karşı anlayışlı olun. Duygularımı tarif etmek için doğru kelimeleri bilmiyorsam ihtiyaç duyduğum şeyi size anlatmak benim için oldukça zorlaşabilir.
Acıkmış, incinmiş, korkmuş, aklı karışmış olabilirim ve bu duygularımı size aktaracak kelimeleri bilmiyor olabilirim. Vücut dilime ve rahatsızlık duyduğumda gösterdiğim tepkilere dikkat edin.
Sosyalleşme konusunda bana yardım edin. Dışardan bakıldığında parktaki çocuklarla oynamak istemediğimi düşünebilirsiniz. Oysa bazen bunu nasıl yapacağımı –yani onlarla nasıl konuşmaya başlayıp oyunlarına katılabileceğimi- bilmiyor olabilirim. Diğer çocukları beni oyunlarına davet etme konusunda cesaretlendirmek işe yarayabilir.
Öfke nöbetlerimi tetikleyen şeyleri bulmaya çalışın. Önceliği buna verin. Kriz, patlama, öfke nöbeti… Bunu nasıl adlandırırsanız adlandırın unutmayın ki bunu yaşamak benim için çok daha korkutucudur. Duyularımdan biri aşırı yüklendiğinde böyle durumlar ortaya çıkar. Eğer öfke nöbetlerimin sebebini bulursanız onları önleyebilirsiniz.
Sabır, sabır, sabır… Otizme bir eksiklik olarak değil, farklı bir yetenek olarak bakmaya çalışın.
Evet sohbet sırasında gözlerinize bakmıyor olabilirim. Ama yalan söylemediğimi, oyunlarda hile yapmadığımı, arkadaşlarımla dalga geçmediğimi, insanlara önyargılarla yaklaşmadığımı hiç fark etmediniz mi?
Evet belki bir sonraki Michael Jordan olamayabilirim ama detaycı bakış açım ve olağanüstü odaklanma kapasitemle bir sonraki Einstein, Mozart ya da Van Gogh olabilirim. Günümüzde bu kişilerin de otizmli olduğu düşünülüyor.
Siz dayanağım olmazsanız bunu başaramam. Benim arkadaşım, öğretmenim, avukatım olun. Ne kadar yol alabildiğimi göreceksiniz.]]>
Duyusal algılarım bozuktur. Gündelik yaşam içerisinde sizin çoğunlukla fark etmediğiniz kokular, sesler, tatlar, görüntüler, temaslar benim için çok rahatsız edici olabilir. Yaşadığım çevre benim için genellikle tehdit edici bir ortamdır. İçine kapalı ya da kavgacı görünebilir ama aslında bu kendimi koruduğum anlamına gelir.
Sıradan bir market alışverişi benim için tam bir kabus olabilir.
Seslere karşı aşırı hassas olduğumu bir düşünün. Aynı anda konuşan onlarca insan, günün indirimli ürününü tekrar tekrar anons eden mekanik bir ses, kasadaki işlem sesleri, alışveriş arabalarının tekerleklerinin çıkardığı gıcırtılı ses vb. Bu uyaranları beynim filtre edebilir ama bu ciddi anlamda aşırı yüklenmedir benim için.
Koku alma duyum da aşırı hassas olabilir. Kasap reyonundaki etler taze olmayabilir, yanımızdan geçen adam o gün duş alamamış olabilir, kasa sırasında önümüzde duran bebeğin bezi kirlenmiş olabilir… Bunlar benim için oldukça tiksindiricidir.
En yoğun kullandığım görme duyum aşırı uyarana maruz kalmış olabilir. Örneğin aşırı parlak floresan ışıkları mekanı sürekli titreşiyor gibi göstererek gözlerimi rahatsız edebilir. Camların yansıttığı parlak ışık, tavanda dönen fan, etrafımda sürekli hareket eden insanlar odaklanmam ve baş etmem gereken şeylerdir. Tüm bunlar denge duyumu etkiler ve vücudumun konumunu bile algılayamaz hale gelebilirim.
Somut düşünürüm. Dili sadece sözcüklerin anlamına göre yorumlarım. “Koşturmayı bırak” yerine “Arkandan atlı mı kovalıyor” derseniz aklım karışır. “Çantada keklik” demek yerine “Bunu yapmak senin için çok kolay” demelisiniz. Deyimler, kinayeler, imalar benim için anlamsız ve akıl karıştırıcıdır.
Sınırlı sözcük dağarcığıma karşı anlayışlı olun. Duygularımı tarif etmek için doğru kelimeleri bilmiyorsam ihtiyaç duyduğum şeyi size anlatmak benim için oldukça zorlaşabilir.
Acıkmış, incinmiş, korkmuş, aklı karışmış olabilirim ve bu duygularımı size aktaracak kelimeleri bilmiyor olabilirim. Vücut dilime ve rahatsızlık duyduğumda gösterdiğim tepkilere dikkat edin.
Sosyalleşme konusunda bana yardım edin. Dışardan bakıldığında parktaki çocuklarla oynamak istemediğimi düşünebilirsiniz. Oysa bazen bunu nasıl yapacağımı –yani onlarla nasıl konuşmaya başlayıp oyunlarına katılabileceğimi- bilmiyor olabilirim. Diğer çocukları beni oyunlarına davet etme konusunda cesaretlendirmek işe yarayabilir.
Öfke nöbetlerimi tetikleyen şeyleri bulmaya çalışın. Önceliği buna verin. Kriz, patlama, öfke nöbeti… Bunu nasıl adlandırırsanız adlandırın unutmayın ki bunu yaşamak benim için çok daha korkutucudur. Duyularımdan biri aşırı yüklendiğinde böyle durumlar ortaya çıkar. Eğer öfke nöbetlerimin sebebini bulursanız onları önleyebilirsiniz.
Sabır, sabır, sabır… Otizme bir eksiklik olarak değil, farklı bir yetenek olarak bakmaya çalışın.
Evet sohbet sırasında gözlerinize bakmıyor olabilirim. Ama yalan söylemediğimi, oyunlarda hile yapmadığımı, arkadaşlarımla dalga geçmediğimi, insanlara önyargılarla yaklaşmadığımı hiç fark etmediniz mi?
Evet belki bir sonraki Michael Jordan olamayabilirim ama detaycı bakış açım ve olağanüstü odaklanma kapasitemle bir sonraki Einstein, Mozart ya da Van Gogh olabilirim. Günümüzde bu kişilerin de otizmli olduğu düşünülüyor.
Siz dayanağım olmazsanız bunu başaramam. Benim arkadaşım, öğretmenim, avukatım olun. Ne kadar yol alabildiğimi göreceksiniz.]]>
http://www.dolphintherapy.eu/bb/showthread.php?tid=211
Wed, 11 Nov 2009 13:54:01 +0200http://www.dolphintherapy.eu/bb/showthread.php?tid=211
Varken bu ASDs içinde yatan nörolojik problemler doğru hiçbir ilaçlardır, uyuşturucu diğer şartlar için bazen otizm belirtileri veya otistik davranışlar ile ilişkili tedavisinde kullanılmaktadır. Ilaçlar ve bazı kişiler için yararlı olabilir bu belirtileri gidermek olabilir. Şiddetli hiperaktivite, dürtüsellik, dikkat zorlukları ve anksiyete ilaçları ile, otistik kişinin kendi eğitim ve davranış tedavisi daha fazla yarar sağlar azaltılabilir. Orada çok araştırmacı ve uzman zarar için yararları ve potansiyel ile ilgili görüşleri arasında anti-depresanlar, anti-psikotik uyuşturucu ve uyarıcı maddeleri otistik çocuklar için kullanılan farklı vardır.
Tüm ilaçlar tarafından reçete edilmeli ve ayrıntılı olan otizm muamelesi yapan bir doktor ile görüştü. Ayarlanması için otistik insanlar çoğu gerekebilir çok hassas sinir sistemi ve normal önerilen dozlarda var. Yeni ilaçlar görüşülmektedir veya reçete, ASDs, uygun dozda, nasıl (hap, idare ile çocuklarda kullanımı ve güvenliği hakkında sormak sıvı) ve herhangi bir uzun vadeli sonuçları, yan etkileri veya gerekli izleme. Bazen laboratuar testleri ilaç ve tedavi sırasında önce başlamak gerekmektedir. Diğer ilaçlar, vitaminler ve gıdalar ile olası etkileşimler konusunda sorun.
Diyet Terapiler ve Müdahaleler
Otistik insanlar sık sık ve sıradışı bazen tedavi etmek zor sağlık sorunları var. Bağırsak bozuklukları ve kronik gastrointestinal inflamasyon otizm ve çalışmaları ile bu sorunların vücudun bazı önemli besinleri emme azaltmak düşündürmektedir yaygındır. Ayrıca, bazı otistik çocukların çoğu, onları farklı virüsler, toksinler veya bazı gıdalara tepki neden bağışıklık yanıtları çarpık olduğuna inanıyorum. Diyet ve alternatif tıp yaklaşımları yetenek ve genel sağlık geliştirmek için bu sorunlar çalışmayın.
Birçok ebeveyn ve doktorlar artan sayıda çeşitli beslenme takviyeleri ve diyet değişikliklerin kullanımı ile Otistik çocuklarda iyileşme bildiriliyor. Son on yıl boyunca, öneriler, bir çocuğun diyet B6 ve B12 ve çıkarma gluten ve kazein gibi ekleyerek temel vitaminler sindirim iyileştirebilir edilmiş, ses üretimi, alerji ve davranış. Uzman ve araştırmacılar hakkında olup bu diyet tedavileri gerçekten işe ya da bilimsel olarak geçerli katılmıyorum.
Takviyeleri
Doktorunuz ve tercihen bir beslenme uzmanı ile çocuğunuzun beslenme değişiklik yapmadan önce danışın. Vitamin ve mineral düzeyleri bir kan testi ile ölçülebilir. Bazı vitamin ve minerallerin yüksek dozlarda mutlaka zararlı ama diğerleri toksik olabilir değildir. Eğer vitamin ve mineral takviyeleri tavsiye edilir, bunlar birkaç hafta içinde yavaş yavaş kademeli olmalıdır. Ek bağlı olarak, iki ay için herhangi bir etkileri için dikkat edilmesi kadar sürebilir.
B vitaminleri: B vitaminleri sık otizm tedavisinde kullanılır. B vitamini enzimler beynin ihtiyaç yaratmada önemli bir rol oynar. Birçok çalışma, magnezyum ile B6 vitamini kullanımı (bu B vitamini etkin kılmak için tabi) davranış problemleri azalır, geliştirir göz teması ve dikkat süresi gösterilir ve öğrenme yeteneğini geliştirir.
Di-(DMG) methylglycine: Son zamanlarda, orada Di yararları (DMG) bir besin takviyesi olarak methylglycine hakkında rapor edilmiştir. DMG genel iyi yardımcı olabilir-varlık ve iletişim becerilerini geliştirmeye.
Diğer Takviyeler: Bundan hangi vitamin A ve D yüksek olan morina karaciğer yağı takviyeleri geliştirilmiş göz teması ve otistik çocukların davranış sonuçlanan bazı çalışmalar gösteriliyor. C vitamini beyin fonksiyonu ve yardımcı olur eğer bir C vitamini eksikliği ve karışıklığı depresyon azaltabilir. Artan C vitamini bir klinik davasında Otistik çocuklarda belirti şiddetini azaltmak için gösterilmiştir.
Kaldırma Gluten ve Kazein ve diyet
Eğer kendiniz veya çocuğunuz için bir gluten ve kazein-diyet denemek niyetinde, doktorunuz veya bir beslenme uzmanı ya da uygun bir beslenme sağlamaya yardımcı olabilir diyetisyen başvurmalısınız. Aynı derecede var yoksunluk belirtileri olabilir Gluten ve kazein gıda ürünleri yavaş yavaş diyet giderilmelidir.
Araştırmalar, sindirerek bazı proteinler olabileceğini düşündürmektedir Otistik bazı insanlar için sorun. Gluten bir protein olan buğday, bulunan yulaf ve çavdar. Kazein bir protein bulunur ve inek sütü insan ve diğer süt ürünleri. Gluten ve kazein birçok ilaç ve bakıcılar kendi eczane ilaç içeriği ile ilgili kontrol etmek isteyebilirsiniz bulunmaktadır.
Bazı peptidlerin Yüksek daha normal seviyeleri Otistik çocukların idrarda bir telkin saptanmıştır amino asitler içine bu proteinlerin eksik dökümü. Over-peptidler emilimini beyin işlevini etkiler. Kaldırma diyet bu proteinlerin daha nörolojik ve gastrointestinal hasarı önlemek için tek yol olarak düşünülmektedir.
Maya-free diet
Bir teoriye göre otizm ile bazı insanlar maya 'denilen bir tür aşırı düzeyde olması onların bağırsaklardan Candida albicans is'. Fazla büyüme maya nerede küçük delikler bağırsak görünür bir "bulky gut" neden olabilir. Maya hızla olan beynin işleyişini etkileyebilecek kan toksinler serbest yetişir. Bazıları bu davranışsal sorunlar, karışıklığa neden katkıda bulunabilir inanıyorum, mide problemleri, yorgunluk ve hiperaktivite. Aşırı Candida albicans Nystatin gibi ilaçlarla tedavi edilebilir veya maya-diyet uygulayarak. Ayrıca sigara uyuşturucu karşıtı fungals daha az yan etkiler olabilir, kekik yağı gibi, greyfurt çekirdeği ekstresi, kaprilik Asit, Monolauren ve diğerleri vardır. Tekrar tüm takviyeleri dikkatli bir beslenme tavsiyesi ile ele alınmalıdır. Over-anti kullanılması fungals mantar direncine yol açabilir.
DAN! Protokol
Otizm Araştırma Enstitüsü bir proje, DAN Protokolü tanı ve otizm tedavisinde alternatif tıbbi yaklaşım olarak otistik hastaların klinik değerlendirme için bir rehber olarak doktorlar tarafından kullanılmak üzere, uygun tedavi yol geliştirilmiştir. DAN ebeveynler ve doktorlar en iyi olarak veya psikotrop ilaçların görmüyorsanız sadece otistik hastaların tedavisinde anlamına gelir.
DAN Protokolü diyet ve vitamin ve ek tedavi uygulanması otistik davranış değişiklikleri üretme aracı olarak değişiklik bir tıbbi denetimli kombinasyonu içerir. Bu değişiklikler Kalsiyum, Magnezyum, Vitamin C, Vitamin B5 (Pantotenik asit gibi rafine şeker içeren bir Gluten ve kazein diyet, ıvır zıvır yiyecek ve diğer gıda ürünleri ortadan kaldırılması, ve diyet takviyeleri bir dizi diyete ek dahil ) B6 Vitamini: DMG: Pycnogenol ve Gaba.
Tedaviler vücudun detoks da Dan Protokolü Heavy Metal Chelation Terapi dahil bir parçası olan (cıva gibi toksinler kaldırmak için kullanılır).
Metil-B12 çekim de otizm belirtileri artırmak için kullanılır.
Özel Karbonhidrat Diyet
Bir bilim temelli diyet Kanadalı biyokimyacı Elaine Gottschall kim 4 yıl University of Western Ontario de hücresel düzeyde sindirim sistemi çeşitli şekerlerin etkilerini araştıran geçirdim ve bir yıl bu inflamatuvar barsak hastalığında duvar ortaya değişiklikleri araştıran tarafından geliştirildi . Özel Karbonhidrat Diyetin temel ilke bazı karbonhidrat (nişasta ve şekerlerin) ile sindirim sisteminde sorunlara neden yeme durdurmaktır. Izin karbonhidratlar ince bağırsağın yüzeyi boyunca kan akışı içine aktarılabilmektedir için yeterli küçük bir moleküler yapıya sahip. Diyet gıdalar sınırlı sayıda ile başlar ve giderek bağırsak iyileşmek daha fazla yiyecek ekler.
Vücut Ekoloji Diyet (YATAK)
YATAK Donna Gates tarafından özellikle Candida albicans ve sistemik mantar enfeksiyonlarının sorunu, adres için geliştirilmiştir. Her ikisinin de Batı ve Doğu tıbbının ilkelerine birlikte kurulan ekolojik diyetler bir sayıdan, ilkeleri ayıklanır ve onlara YATAK forma kombine. YATAK ülseratif kolit, Crohn hastalığı, çeşitli otoimmün hastalıkların belirtileri artırmak ve AIDS gibi bağışıklık sistemi sorunları kullanılmıştır. Ayrıca deneysel otizm toplum içinde kullanılmıştır. Hiçbir gluten veya kazein sahip yanı sıra, aynı zamanda şeker ve kötü yağların ücretsizdir. Diyet dayanmaktadır:
Diyete kültürlü gıdaların yanı sıra
Yağların kalitesini tüketilen değiştirme
Büyük ölçüde karbonhidrat ve şeker alımını azaltarak]]>
Varken bu ASDs içinde yatan nörolojik problemler doğru hiçbir ilaçlardır, uyuşturucu diğer şartlar için bazen otizm belirtileri veya otistik davranışlar ile ilişkili tedavisinde kullanılmaktadır. Ilaçlar ve bazı kişiler için yararlı olabilir bu belirtileri gidermek olabilir. Şiddetli hiperaktivite, dürtüsellik, dikkat zorlukları ve anksiyete ilaçları ile, otistik kişinin kendi eğitim ve davranış tedavisi daha fazla yarar sağlar azaltılabilir. Orada çok araştırmacı ve uzman zarar için yararları ve potansiyel ile ilgili görüşleri arasında anti-depresanlar, anti-psikotik uyuşturucu ve uyarıcı maddeleri otistik çocuklar için kullanılan farklı vardır.
Tüm ilaçlar tarafından reçete edilmeli ve ayrıntılı olan otizm muamelesi yapan bir doktor ile görüştü. Ayarlanması için otistik insanlar çoğu gerekebilir çok hassas sinir sistemi ve normal önerilen dozlarda var. Yeni ilaçlar görüşülmektedir veya reçete, ASDs, uygun dozda, nasıl (hap, idare ile çocuklarda kullanımı ve güvenliği hakkında sormak sıvı) ve herhangi bir uzun vadeli sonuçları, yan etkileri veya gerekli izleme. Bazen laboratuar testleri ilaç ve tedavi sırasında önce başlamak gerekmektedir. Diğer ilaçlar, vitaminler ve gıdalar ile olası etkileşimler konusunda sorun.
Diyet Terapiler ve Müdahaleler
Otistik insanlar sık sık ve sıradışı bazen tedavi etmek zor sağlık sorunları var. Bağırsak bozuklukları ve kronik gastrointestinal inflamasyon otizm ve çalışmaları ile bu sorunların vücudun bazı önemli besinleri emme azaltmak düşündürmektedir yaygındır. Ayrıca, bazı otistik çocukların çoğu, onları farklı virüsler, toksinler veya bazı gıdalara tepki neden bağışıklık yanıtları çarpık olduğuna inanıyorum. Diyet ve alternatif tıp yaklaşımları yetenek ve genel sağlık geliştirmek için bu sorunlar çalışmayın.
Birçok ebeveyn ve doktorlar artan sayıda çeşitli beslenme takviyeleri ve diyet değişikliklerin kullanımı ile Otistik çocuklarda iyileşme bildiriliyor. Son on yıl boyunca, öneriler, bir çocuğun diyet B6 ve B12 ve çıkarma gluten ve kazein gibi ekleyerek temel vitaminler sindirim iyileştirebilir edilmiş, ses üretimi, alerji ve davranış. Uzman ve araştırmacılar hakkında olup bu diyet tedavileri gerçekten işe ya da bilimsel olarak geçerli katılmıyorum.
Takviyeleri
Doktorunuz ve tercihen bir beslenme uzmanı ile çocuğunuzun beslenme değişiklik yapmadan önce danışın. Vitamin ve mineral düzeyleri bir kan testi ile ölçülebilir. Bazı vitamin ve minerallerin yüksek dozlarda mutlaka zararlı ama diğerleri toksik olabilir değildir. Eğer vitamin ve mineral takviyeleri tavsiye edilir, bunlar birkaç hafta içinde yavaş yavaş kademeli olmalıdır. Ek bağlı olarak, iki ay için herhangi bir etkileri için dikkat edilmesi kadar sürebilir.
B vitaminleri: B vitaminleri sık otizm tedavisinde kullanılır. B vitamini enzimler beynin ihtiyaç yaratmada önemli bir rol oynar. Birçok çalışma, magnezyum ile B6 vitamini kullanımı (bu B vitamini etkin kılmak için tabi) davranış problemleri azalır, geliştirir göz teması ve dikkat süresi gösterilir ve öğrenme yeteneğini geliştirir.
Di-(DMG) methylglycine: Son zamanlarda, orada Di yararları (DMG) bir besin takviyesi olarak methylglycine hakkında rapor edilmiştir. DMG genel iyi yardımcı olabilir-varlık ve iletişim becerilerini geliştirmeye.
Diğer Takviyeler: Bundan hangi vitamin A ve D yüksek olan morina karaciğer yağı takviyeleri geliştirilmiş göz teması ve otistik çocukların davranış sonuçlanan bazı çalışmalar gösteriliyor. C vitamini beyin fonksiyonu ve yardımcı olur eğer bir C vitamini eksikliği ve karışıklığı depresyon azaltabilir. Artan C vitamini bir klinik davasında Otistik çocuklarda belirti şiddetini azaltmak için gösterilmiştir.
Kaldırma Gluten ve Kazein ve diyet
Eğer kendiniz veya çocuğunuz için bir gluten ve kazein-diyet denemek niyetinde, doktorunuz veya bir beslenme uzmanı ya da uygun bir beslenme sağlamaya yardımcı olabilir diyetisyen başvurmalısınız. Aynı derecede var yoksunluk belirtileri olabilir Gluten ve kazein gıda ürünleri yavaş yavaş diyet giderilmelidir.
Araştırmalar, sindirerek bazı proteinler olabileceğini düşündürmektedir Otistik bazı insanlar için sorun. Gluten bir protein olan buğday, bulunan yulaf ve çavdar. Kazein bir protein bulunur ve inek sütü insan ve diğer süt ürünleri. Gluten ve kazein birçok ilaç ve bakıcılar kendi eczane ilaç içeriği ile ilgili kontrol etmek isteyebilirsiniz bulunmaktadır.
Bazı peptidlerin Yüksek daha normal seviyeleri Otistik çocukların idrarda bir telkin saptanmıştır amino asitler içine bu proteinlerin eksik dökümü. Over-peptidler emilimini beyin işlevini etkiler. Kaldırma diyet bu proteinlerin daha nörolojik ve gastrointestinal hasarı önlemek için tek yol olarak düşünülmektedir.
Maya-free diet
Bir teoriye göre otizm ile bazı insanlar maya 'denilen bir tür aşırı düzeyde olması onların bağırsaklardan Candida albicans is'. Fazla büyüme maya nerede küçük delikler bağırsak görünür bir "bulky gut" neden olabilir. Maya hızla olan beynin işleyişini etkileyebilecek kan toksinler serbest yetişir. Bazıları bu davranışsal sorunlar, karışıklığa neden katkıda bulunabilir inanıyorum, mide problemleri, yorgunluk ve hiperaktivite. Aşırı Candida albicans Nystatin gibi ilaçlarla tedavi edilebilir veya maya-diyet uygulayarak. Ayrıca sigara uyuşturucu karşıtı fungals daha az yan etkiler olabilir, kekik yağı gibi, greyfurt çekirdeği ekstresi, kaprilik Asit, Monolauren ve diğerleri vardır. Tekrar tüm takviyeleri dikkatli bir beslenme tavsiyesi ile ele alınmalıdır. Over-anti kullanılması fungals mantar direncine yol açabilir.
DAN! Protokol
Otizm Araştırma Enstitüsü bir proje, DAN Protokolü tanı ve otizm tedavisinde alternatif tıbbi yaklaşım olarak otistik hastaların klinik değerlendirme için bir rehber olarak doktorlar tarafından kullanılmak üzere, uygun tedavi yol geliştirilmiştir. DAN ebeveynler ve doktorlar en iyi olarak veya psikotrop ilaçların görmüyorsanız sadece otistik hastaların tedavisinde anlamına gelir.
DAN Protokolü diyet ve vitamin ve ek tedavi uygulanması otistik davranış değişiklikleri üretme aracı olarak değişiklik bir tıbbi denetimli kombinasyonu içerir. Bu değişiklikler Kalsiyum, Magnezyum, Vitamin C, Vitamin B5 (Pantotenik asit gibi rafine şeker içeren bir Gluten ve kazein diyet, ıvır zıvır yiyecek ve diğer gıda ürünleri ortadan kaldırılması, ve diyet takviyeleri bir dizi diyete ek dahil ) B6 Vitamini: DMG: Pycnogenol ve Gaba.
Tedaviler vücudun detoks da Dan Protokolü Heavy Metal Chelation Terapi dahil bir parçası olan (cıva gibi toksinler kaldırmak için kullanılır).
Metil-B12 çekim de otizm belirtileri artırmak için kullanılır.
Özel Karbonhidrat Diyet
Bir bilim temelli diyet Kanadalı biyokimyacı Elaine Gottschall kim 4 yıl University of Western Ontario de hücresel düzeyde sindirim sistemi çeşitli şekerlerin etkilerini araştıran geçirdim ve bir yıl bu inflamatuvar barsak hastalığında duvar ortaya değişiklikleri araştıran tarafından geliştirildi . Özel Karbonhidrat Diyetin temel ilke bazı karbonhidrat (nişasta ve şekerlerin) ile sindirim sisteminde sorunlara neden yeme durdurmaktır. Izin karbonhidratlar ince bağırsağın yüzeyi boyunca kan akışı içine aktarılabilmektedir için yeterli küçük bir moleküler yapıya sahip. Diyet gıdalar sınırlı sayıda ile başlar ve giderek bağırsak iyileşmek daha fazla yiyecek ekler.
Vücut Ekoloji Diyet (YATAK)
YATAK Donna Gates tarafından özellikle Candida albicans ve sistemik mantar enfeksiyonlarının sorunu, adres için geliştirilmiştir. Her ikisinin de Batı ve Doğu tıbbının ilkelerine birlikte kurulan ekolojik diyetler bir sayıdan, ilkeleri ayıklanır ve onlara YATAK forma kombine. YATAK ülseratif kolit, Crohn hastalığı, çeşitli otoimmün hastalıkların belirtileri artırmak ve AIDS gibi bağışıklık sistemi sorunları kullanılmıştır. Ayrıca deneysel otizm toplum içinde kullanılmıştır. Hiçbir gluten veya kazein sahip yanı sıra, aynı zamanda şeker ve kötü yağların ücretsizdir. Diyet dayanmaktadır:
Diyete kültürlü gıdaların yanı sıra
Yağların kalitesini tüketilen değiştirme
Büyük ölçüde karbonhidrat ve şeker alımını azaltarak]]>
http://www.dolphintherapy.eu/bb/showthread.php?tid=210
Wed, 11 Nov 2009 13:48:20 +0200http://www.dolphintherapy.eu/bb/showthread.php?tid=210
Zaman içinde, belki daha önce adını bile duymadığınız otizm konusunda çok şey öğreneceksiniz. Bu bilgileri size bazen bir doktor ya da eğitmen veya bu konuda yayınlanmış bazı yayınlar sağlayacaktır. Ama, sizin için en önemli bilgiler her zaman diğer otistik çocuk sahibi ailelerinden, yani sizin gibi otizm ile yaşayanlardan gelenler olacaktır.
Bizler otistik çocukların aileleri olarak sizin şu andaki tüm duygularınızı çok iyi biliyoruz. Çünkü bunları biz de yaşadık… Amacımız yaşadığımız hayatın ortak noktalarından çıkardığımız sonuçları ve aldığımız dersleri sizlerle paylaşmak ve sizin, bizim bir çoğumuzun kaybettiği zamanı kaybetmeden, yaptığımız yanlışlara düşmeden bu yeni ve farklı yaşama başlamanızda size küçük bir yol haritası çıkartmak.
Kendinizi suçlu hissetmeyin, eşinizi suçlamayın, otizm sizin ya da eşinizin suçu değil…
Teşhis sonrası bir çok anne baba, otizme sebep olabileceğini varsaydıkları bazı nedenlerden dolayı kendilerini ya da eşlerini suçlayabilirler. Ama aslında siz yanlış hiç bir şey yapmadınız çünkü;
Her yaşta, her kültür düzeyinde ve dünyanın her yerindeki insanların otistik bir çocuğu olabilir.
Otizm henüz, çocuk anne karnındayken teşhis edilemiyor.
Çocuk sahibi olmayı isteyip istememenizin, çocuğunuza ilgi gösterip göstermemenizin, eşinizi sevmenizin ya da sevmemenizin çocuğunuzun otistik olması ile hiçbir ilgisi ya da etkisi yoktur.
Diğer otistik çocukların aileleri ile temas kurun
Bu sizin kendinizi yanlız ya da çaresiz hissetmemenize yardımcı olacak ve teşhis sonrası ailenizde yaşanan İlk Şokun üstesinden daha çabuk gelmenizi sağlayacaktır. Derneğimizin Kardeş Aile Programı size bu desteği vermeye hazır. Bizimle hemen temasa geçip, size en yakın üyelerimizden yardım alabilirsiniz.
Otizmi hemen kabullenin
Bunun sizin için ne kadar zor olduğunu biliyoruz. Hiçbir anne baba, çocuğunun zihinsel engelli olmasını istemez. Fakat unutmayın ki, şu anda çocuğunuzun sizin kendisini kabullenmenize ve hemen ona yardımcı olmanıza ihtiyacı var. Bunu ertelemeniz, sorunu ortadan kaldırmayacaktır. Aksine, daha sonra otizmi kabullenmek için kaybettiğiniz zaman için üzüntü duyabilirsiniz.
Vakit kaybetmeyin
Otistik bir çocuğa , ne kadar erken yaşta teşhis koyulur ve dolayısı ile ihtiyaçları olan özel eğitimi ne kadar çabuk almaya başlarlarsa, yaşam becerilerine kavuşma şansları o kadar fazlalaşır. Bu nedenle, hemen bugün harekete geçmeniz gerekiyor.
Otizmi gizlemeyin
Yakınlarınıza, komşularınıza, işyerinizdeki arkadaşlarınıza çocuğunuzun otistik olduğunu söylemekten çekinmeyin. Aksine, onlara çocuğunuzun içinde bulunduğu özel durumu ve onun özel ihtiyaçlarını, beklentilerini hemen anlatın
Bu tutum, çevreniz ile olan sosyal ilişkilerinizdeki gereksiz çekingenliklerden sıyrılmanızı sağlayacak ve ilişkilerinizi bu yeni yaşantınıza göre ayarlamanızda onların size yardımcı olmasını sağlayacaktır.
Eğer hayatınızdaki bu gelişmeyi açıkladığınız zaman, bazı kişilerin size olan tutumlarının olumsuz yönde değişebileceğini düşünüp çekiniyorsanız, unutmayın ki, bu kişiler zaten hiç bir zaman sizin gerçek dostunuz değillerdir. Dolayısı ile ortada kaybedeceğiniz bir şey yoktur.
Sevgiler...]]>
Zaman içinde, belki daha önce adını bile duymadığınız otizm konusunda çok şey öğreneceksiniz. Bu bilgileri size bazen bir doktor ya da eğitmen veya bu konuda yayınlanmış bazı yayınlar sağlayacaktır. Ama, sizin için en önemli bilgiler her zaman diğer otistik çocuk sahibi ailelerinden, yani sizin gibi otizm ile yaşayanlardan gelenler olacaktır.
Bizler otistik çocukların aileleri olarak sizin şu andaki tüm duygularınızı çok iyi biliyoruz. Çünkü bunları biz de yaşadık… Amacımız yaşadığımız hayatın ortak noktalarından çıkardığımız sonuçları ve aldığımız dersleri sizlerle paylaşmak ve sizin, bizim bir çoğumuzun kaybettiği zamanı kaybetmeden, yaptığımız yanlışlara düşmeden bu yeni ve farklı yaşama başlamanızda size küçük bir yol haritası çıkartmak.
Kendinizi suçlu hissetmeyin, eşinizi suçlamayın, otizm sizin ya da eşinizin suçu değil…
Teşhis sonrası bir çok anne baba, otizme sebep olabileceğini varsaydıkları bazı nedenlerden dolayı kendilerini ya da eşlerini suçlayabilirler. Ama aslında siz yanlış hiç bir şey yapmadınız çünkü;
Her yaşta, her kültür düzeyinde ve dünyanın her yerindeki insanların otistik bir çocuğu olabilir.
Otizm henüz, çocuk anne karnındayken teşhis edilemiyor.
Çocuk sahibi olmayı isteyip istememenizin, çocuğunuza ilgi gösterip göstermemenizin, eşinizi sevmenizin ya da sevmemenizin çocuğunuzun otistik olması ile hiçbir ilgisi ya da etkisi yoktur.
Diğer otistik çocukların aileleri ile temas kurun
Bu sizin kendinizi yanlız ya da çaresiz hissetmemenize yardımcı olacak ve teşhis sonrası ailenizde yaşanan İlk Şokun üstesinden daha çabuk gelmenizi sağlayacaktır. Derneğimizin Kardeş Aile Programı size bu desteği vermeye hazır. Bizimle hemen temasa geçip, size en yakın üyelerimizden yardım alabilirsiniz.
Otizmi hemen kabullenin
Bunun sizin için ne kadar zor olduğunu biliyoruz. Hiçbir anne baba, çocuğunun zihinsel engelli olmasını istemez. Fakat unutmayın ki, şu anda çocuğunuzun sizin kendisini kabullenmenize ve hemen ona yardımcı olmanıza ihtiyacı var. Bunu ertelemeniz, sorunu ortadan kaldırmayacaktır. Aksine, daha sonra otizmi kabullenmek için kaybettiğiniz zaman için üzüntü duyabilirsiniz.
Vakit kaybetmeyin
Otistik bir çocuğa , ne kadar erken yaşta teşhis koyulur ve dolayısı ile ihtiyaçları olan özel eğitimi ne kadar çabuk almaya başlarlarsa, yaşam becerilerine kavuşma şansları o kadar fazlalaşır. Bu nedenle, hemen bugün harekete geçmeniz gerekiyor.
Otizmi gizlemeyin
Yakınlarınıza, komşularınıza, işyerinizdeki arkadaşlarınıza çocuğunuzun otistik olduğunu söylemekten çekinmeyin. Aksine, onlara çocuğunuzun içinde bulunduğu özel durumu ve onun özel ihtiyaçlarını, beklentilerini hemen anlatın
Bu tutum, çevreniz ile olan sosyal ilişkilerinizdeki gereksiz çekingenliklerden sıyrılmanızı sağlayacak ve ilişkilerinizi bu yeni yaşantınıza göre ayarlamanızda onların size yardımcı olmasını sağlayacaktır.
Eğer hayatınızdaki bu gelişmeyi açıkladığınız zaman, bazı kişilerin size olan tutumlarının olumsuz yönde değişebileceğini düşünüp çekiniyorsanız, unutmayın ki, bu kişiler zaten hiç bir zaman sizin gerçek dostunuz değillerdir. Dolayısı ile ortada kaybedeceğiniz bir şey yoktur.
Sevgiler...]]>
http://www.dolphintherapy.eu/bb/showthread.php?tid=209
Wed, 11 Nov 2009 13:45:03 +0200http://www.dolphintherapy.eu/bb/showthread.php?tid=209
5 milyar Dolar’lık ödenek, hükümetin ekonomik teşvik paketinden geliyor. Bu ödenekle Ulusal Sağlık Enstitüleri bünyesinde yürütülen 12 bin proje desteklenecek. Projeler, uzmanları yıllardır meşgul eden hastalıklara çare bulmayı amaçlıyor. Ulusal Sağlık Enstitüleri Başkanı Doktor Francis Collins, yeni ödenek sayesinde uzmanların hastalıklarla mücadele yönteminin değişeceğini söyledi. Collins, “Yeni sorunları, son derece güçlü araçlarla inceliyoruz. Eski sorunlaraysa yepyeni bakış açılarıyla yaklaşıyoruz,” diye konuştu.
Yeni ödenek sayesinde İnsan Genom Projesi’nden elde edilen bilgiler; kanser, kalp ve otizm gibi hastalıkları daha iyi anlamak için kullanılacak. Başkan Obama, ilk kez otizm için böylesine büyük ödenek ayrıldığını söyledi. Başkan, “Yapılacak araştırmalar sayesinde otizmi daha iyi anlayacak, erken teşhis olanaklarını arttıracak, daha etkili tedavi yöntemleri bulacak, otistik çocukların daha kaliteli yaşamasını sağlayacağız,” diye konuştu.
Ödenek, kanser araştırmalarında, yirmiden fazla kanser türüne ait binlerce doku örneğinin DNA yapısının incelenmesi için kullanılacak. Ödeneğin kaynağı, bu yıl Kongre’nin onayladığı 787 milyar Dolar’lık ekonomik teşvik paketi. Başkan Obama, ödeneğin yalnızca araştırmalara destek vermekle kalmayacağını, önümüzdeki 2 yıl içinde binlerce kişiye istihdam da sağlayacağını da bildirdi. Bilim çevreleri, Obama yönetiminin verdiği ödeneği memnunlukla karşıladı. Amerikan Kanser Araştırmaları Birliği, ödeneğin bir defayla sınırlı kalmamasını istedi.]]>
5 milyar Dolar’lık ödenek, hükümetin ekonomik teşvik paketinden geliyor. Bu ödenekle Ulusal Sağlık Enstitüleri bünyesinde yürütülen 12 bin proje desteklenecek. Projeler, uzmanları yıllardır meşgul eden hastalıklara çare bulmayı amaçlıyor. Ulusal Sağlık Enstitüleri Başkanı Doktor Francis Collins, yeni ödenek sayesinde uzmanların hastalıklarla mücadele yönteminin değişeceğini söyledi. Collins, “Yeni sorunları, son derece güçlü araçlarla inceliyoruz. Eski sorunlaraysa yepyeni bakış açılarıyla yaklaşıyoruz,” diye konuştu.
Yeni ödenek sayesinde İnsan Genom Projesi’nden elde edilen bilgiler; kanser, kalp ve otizm gibi hastalıkları daha iyi anlamak için kullanılacak. Başkan Obama, ilk kez otizm için böylesine büyük ödenek ayrıldığını söyledi. Başkan, “Yapılacak araştırmalar sayesinde otizmi daha iyi anlayacak, erken teşhis olanaklarını arttıracak, daha etkili tedavi yöntemleri bulacak, otistik çocukların daha kaliteli yaşamasını sağlayacağız,” diye konuştu.
Ödenek, kanser araştırmalarında, yirmiden fazla kanser türüne ait binlerce doku örneğinin DNA yapısının incelenmesi için kullanılacak. Ödeneğin kaynağı, bu yıl Kongre’nin onayladığı 787 milyar Dolar’lık ekonomik teşvik paketi. Başkan Obama, ödeneğin yalnızca araştırmalara destek vermekle kalmayacağını, önümüzdeki 2 yıl içinde binlerce kişiye istihdam da sağlayacağını da bildirdi. Bilim çevreleri, Obama yönetiminin verdiği ödeneği memnunlukla karşıladı. Amerikan Kanser Araştırmaları Birliği, ödeneğin bir defayla sınırlı kalmamasını istedi.]]>
http://www.dolphintherapy.eu/bb/showthread.php?tid=208
Wed, 11 Nov 2009 13:30:20 +0200http://www.dolphintherapy.eu/bb/showthread.php?tid=208
Otizm yelpazesi içerisinde yer alan bozukluklar, iletişim problemlerinin yaygın olarak görüldüğü bozukluklardı r. Burada iletişime dair eğitim programlarının büyük bir önemi vardır. İletişimin öğretilmesi ve desteklenmesi için kullanılan önemli programlardan bir tanesi de PECS’dir (Picture Educational Communication System/resim değiştirme yoluyla iletişim sistemi). Bu programda otizmli bireylerin görsel algılarının kuvvetli olmasından yola çıkılarak resimler kullanılır ve sistemin öğretim yaklaşımı davranışcı yöntem ve uygulamaları içerir.
MİLLER YÖNTEMİ otizmli bireylerin tedavisinde kullanılan ve teorik temeli, hedefleri ve etkililiği olan alternatif sayılabilecek bir yöntemdir. Bu yöntemde beden organizasyonuna, sosyal iletişime ve iletişim becerilerine yönelik problemleri işaret eden bütünleştirici bir yaklaşım sunulmaktadır. Miller yönteminin teorik temelleri bilişsel-geliş imsel sistemler teorisine dayanmaktadır ve Arnold Miller ve Eileen Eller-Miller tarafından son 40 sene içerisinde geliştirilmiştir. Sistemler teorisine göre bireyin çevresiyle olan iletişimi, hareketin motivasyonuyla, şu andaki çevrenin dinamikleriyle ve bireyin gelişimsel düzeyiyle tanımlanmaktadı r. Sistemler teorisine göre otizmli bireylerin bu çevreyle bütünleşmekte ve tepki vermekte sorunları vardır. Bu sorunlar gelen uyaranı sterotipik davranışlar haline getirmekte ve fonksiyonel sistemlere ulaşmayı zorlaştırmaktadı r. Miller yönteminin amacı, çocuğun kapasitesini başka insanlarla veya nesnelerle iletişim kurabileceği hale getirmek, değişikliğe adapte etmek, edindiği deneyimden öğrenmesini sağlamaktır. Ayrıca çocuğun diğer objelerle veya insanlarla iletişim kurarken kendi bedeninin farkına varmasını sağlamak, çocukların kopuk, içe dönük davranışlarını fonksiyonel, sosyal, ve iletişimsel hale getirmek ve faydalı aktarımlarını daha kısa sembolik işlevselliğe dönüştürmektir. En önemli amacı ise otizmli bireylerin oyundaki, sosyal ve günlük yaşamdaki rutinlerindeki esnekliği arttırmak ve çeşitlendirmektir.
Miller yönteminin en önemli aracı yerden yüksekliği yaklaşık 75 cm. olan bir platformdur. Kare olan platformun her bir köşesine çocuğun her alanda ve ince motor beceriler üzerinde çalışabileceği istasyonlar yapılmıştır. Bu sayede çocuğun beden farkındalığı artmakta, terapistle arasındaki sosyal ve duygusal ilişki desteklenmektedir.
Aile eğitimine dayalı çocuk merkezli başka bir yaklaşım da SONRİSE yöntemidir. Bu programda çocukların eğitilmesiyle birlikte ebeveynlerin de eğitilmesi ön plandadır. Ebeveynler çocukları için en iyi eğitimciler olabilmek için gerekli eğitimsel davranışsal yaklaşımları öğrenirler ve bu sayede öğrenme, gelişim, iletişim ve beceri kazanımlarında gelişme olur. Özel gereksinimi olan bütün bireyler ve özellikle otizmli bireyler bu programın kazandırmaya çalıştığı becerileri belirli prensipler doğrultusunda edinirler. Çocuğun tekrarlayıcı ve rutine bağlı davranışlarına katılındığında bu davranışların bilinmezliği kaybolacak, göz kontağı, sosyal gelişim ve başkalarının oyununa katılım daha rahat sağlanacaktır. İletişimsel oyunlar sayesinde etkili ve anlamlı sosyalizasyon ve iletişim gelişecektir. Yargılayıcı olmayan iyimser bir tutum çocuğun neşesini, dikkatini ve bu programdan alacağı verimi arttıracaktır. Ayrıca bu programda güvenli, dikkat çekici özellikleri olmayan bir oyun alanının kullanımı öğrenme ve gelişim için gereklidir.]]>
Otizm yelpazesi içerisinde yer alan bozukluklar, iletişim problemlerinin yaygın olarak görüldüğü bozukluklardı r. Burada iletişime dair eğitim programlarının büyük bir önemi vardır. İletişimin öğretilmesi ve desteklenmesi için kullanılan önemli programlardan bir tanesi de PECS’dir (Picture Educational Communication System/resim değiştirme yoluyla iletişim sistemi). Bu programda otizmli bireylerin görsel algılarının kuvvetli olmasından yola çıkılarak resimler kullanılır ve sistemin öğretim yaklaşımı davranışcı yöntem ve uygulamaları içerir.
MİLLER YÖNTEMİ otizmli bireylerin tedavisinde kullanılan ve teorik temeli, hedefleri ve etkililiği olan alternatif sayılabilecek bir yöntemdir. Bu yöntemde beden organizasyonuna, sosyal iletişime ve iletişim becerilerine yönelik problemleri işaret eden bütünleştirici bir yaklaşım sunulmaktadır. Miller yönteminin teorik temelleri bilişsel-geliş imsel sistemler teorisine dayanmaktadır ve Arnold Miller ve Eileen Eller-Miller tarafından son 40 sene içerisinde geliştirilmiştir. Sistemler teorisine göre bireyin çevresiyle olan iletişimi, hareketin motivasyonuyla, şu andaki çevrenin dinamikleriyle ve bireyin gelişimsel düzeyiyle tanımlanmaktadı r. Sistemler teorisine göre otizmli bireylerin bu çevreyle bütünleşmekte ve tepki vermekte sorunları vardır. Bu sorunlar gelen uyaranı sterotipik davranışlar haline getirmekte ve fonksiyonel sistemlere ulaşmayı zorlaştırmaktadı r. Miller yönteminin amacı, çocuğun kapasitesini başka insanlarla veya nesnelerle iletişim kurabileceği hale getirmek, değişikliğe adapte etmek, edindiği deneyimden öğrenmesini sağlamaktır. Ayrıca çocuğun diğer objelerle veya insanlarla iletişim kurarken kendi bedeninin farkına varmasını sağlamak, çocukların kopuk, içe dönük davranışlarını fonksiyonel, sosyal, ve iletişimsel hale getirmek ve faydalı aktarımlarını daha kısa sembolik işlevselliğe dönüştürmektir. En önemli amacı ise otizmli bireylerin oyundaki, sosyal ve günlük yaşamdaki rutinlerindeki esnekliği arttırmak ve çeşitlendirmektir.
Miller yönteminin en önemli aracı yerden yüksekliği yaklaşık 75 cm. olan bir platformdur. Kare olan platformun her bir köşesine çocuğun her alanda ve ince motor beceriler üzerinde çalışabileceği istasyonlar yapılmıştır. Bu sayede çocuğun beden farkındalığı artmakta, terapistle arasındaki sosyal ve duygusal ilişki desteklenmektedir.
Aile eğitimine dayalı çocuk merkezli başka bir yaklaşım da SONRİSE yöntemidir. Bu programda çocukların eğitilmesiyle birlikte ebeveynlerin de eğitilmesi ön plandadır. Ebeveynler çocukları için en iyi eğitimciler olabilmek için gerekli eğitimsel davranışsal yaklaşımları öğrenirler ve bu sayede öğrenme, gelişim, iletişim ve beceri kazanımlarında gelişme olur. Özel gereksinimi olan bütün bireyler ve özellikle otizmli bireyler bu programın kazandırmaya çalıştığı becerileri belirli prensipler doğrultusunda edinirler. Çocuğun tekrarlayıcı ve rutine bağlı davranışlarına katılındığında bu davranışların bilinmezliği kaybolacak, göz kontağı, sosyal gelişim ve başkalarının oyununa katılım daha rahat sağlanacaktır. İletişimsel oyunlar sayesinde etkili ve anlamlı sosyalizasyon ve iletişim gelişecektir. Yargılayıcı olmayan iyimser bir tutum çocuğun neşesini, dikkatini ve bu programdan alacağı verimi arttıracaktır. Ayrıca bu programda güvenli, dikkat çekici özellikleri olmayan bir oyun alanının kullanımı öğrenme ve gelişim için gereklidir.]]>
http://www.dolphintherapy.eu/bb/showthread.php?tid=207
Wed, 11 Nov 2009 13:23:46 +0200http://www.dolphintherapy.eu/bb/showthread.php?tid=207
Stres, hayatımızın kaçınılmaz bir parçası. Duruma bağlı olarak yoğunluğu değişebilse de teknik anlamda hepimiz devamlı stres deneyimi yaşıyoruz, çünkü yapılacaklar listesine devamlı bir şeyler ekliyoruz.
Bireyin normal olarak işlev görebilmesi için, bir miktar stres gerekli. Sinir sisteminin gerektiği gibi işlev görmesi için, görünürde belli bir uyarım miktarına ihtiyaç var.
Başa çıkma teknikleri araştırmacılar tarafından farklı şekillerde sınıflandırılmış. Bu konuda önemli çalışmaları bulunan Lazarus ve Folkman başa çıkma tepkilerini problem odaklı ve duygu odaklı olmak üzere iki grupta toplamışlar.
Problem odaklı başa çıkmada, başa çıkmayı gerektirecek rahatsızlığa neden olan problem ele alınıp çözümlenmeye çalışılır.
Ancak çok yoğun ve uzayan stresin yıkıcı fizyolojik ve psikolojik etkileri olabiliyor. Optimum düzeyden fazla olan stresle karşılaşmanın bireyin varlığını tehdit ettiği şimdiye kadar yapılan birçok araştırma ile kanıtlanmıştır. Bu nedenle stresle karşılaşan birey ya stresle yaşamaya alışacak ya da onun etkilerini azaltmak ihtiyacı hisseder. Birey, uzun süre stresin olumsuz etkileri ile yaşayamayacağından sağlığını korumak için onunla başa çıkmaya çalışır.
Stresle başa çıkma yollarını birey kendi kendine geliştirebileceği gibi bu konuda yapılmış araştırmalara ve yazılı kaynaklara da başvurabilir. Zihinsel olarak stresle başa çıkma teknikleri kaynaklara göre şöyle sıralanıyor:
• Olumlu düşünce ve olumlu davranışın geliştirilmesi
• Zihinsel düzenleme, yerine getirilmesi olası olmayan inançlarla savaş
• Görsel imaj tekniklerini kazandırma
• Zihinde canlandırma (kendinizi durumla başa çıkarken canlandırmak)
• Düşünce biçimini objektif gerçeklere dayandırma
• Problemi çözmeye yardımcı değerlendirme biçimi
• Diğer insanlarla çatışma ve sürtüşmeleri azaltmaya yönelik bir yaklaşım
• Kişinin kısa ve uzun dönemli amaçlarına katkıda bulunan değerlendirme biçimi
Bu strateji daha aktif bir stratejidir ve duygusal uyarıcıların özelliklerine ilişkin doğru beklentilerin oluşmasını gerektiren, bilgi ve planlı eyleme giden mantıksal bir analiz içerir. Problem odaklı başa çıkmada aşamalar;
• Problemi saptama:
Problemin ne olduğunun açığa kavuşturulması stresin çoğunu hafifletir.
• Seçenekleri gözden geçirme:
Problemi saptadıktan sonra olabildiğince çok seçenek üretmektir.
• Eyleme geçme
• Sonuçları değerlendirme
Duygu odaklı başa çıkma ise; duygunun kontrol edilemeyeceğine, bu nedenle kabullenmesine karar verildiğinde kullanılır. Duygu odaklı başa çıkma, daha pasif bir stratejidir ve birey stres durumunun yarattığı olumsuz duyguları kontrol altına alıp olumlu bir yönde odaklaşmaya çalışır.
Sevgiler...]]>
Stres, hayatımızın kaçınılmaz bir parçası. Duruma bağlı olarak yoğunluğu değişebilse de teknik anlamda hepimiz devamlı stres deneyimi yaşıyoruz, çünkü yapılacaklar listesine devamlı bir şeyler ekliyoruz.
Bireyin normal olarak işlev görebilmesi için, bir miktar stres gerekli. Sinir sisteminin gerektiği gibi işlev görmesi için, görünürde belli bir uyarım miktarına ihtiyaç var.
Başa çıkma teknikleri araştırmacılar tarafından farklı şekillerde sınıflandırılmış. Bu konuda önemli çalışmaları bulunan Lazarus ve Folkman başa çıkma tepkilerini problem odaklı ve duygu odaklı olmak üzere iki grupta toplamışlar.
Problem odaklı başa çıkmada, başa çıkmayı gerektirecek rahatsızlığa neden olan problem ele alınıp çözümlenmeye çalışılır.
Ancak çok yoğun ve uzayan stresin yıkıcı fizyolojik ve psikolojik etkileri olabiliyor. Optimum düzeyden fazla olan stresle karşılaşmanın bireyin varlığını tehdit ettiği şimdiye kadar yapılan birçok araştırma ile kanıtlanmıştır. Bu nedenle stresle karşılaşan birey ya stresle yaşamaya alışacak ya da onun etkilerini azaltmak ihtiyacı hisseder. Birey, uzun süre stresin olumsuz etkileri ile yaşayamayacağından sağlığını korumak için onunla başa çıkmaya çalışır.
Stresle başa çıkma yollarını birey kendi kendine geliştirebileceği gibi bu konuda yapılmış araştırmalara ve yazılı kaynaklara da başvurabilir. Zihinsel olarak stresle başa çıkma teknikleri kaynaklara göre şöyle sıralanıyor:
• Olumlu düşünce ve olumlu davranışın geliştirilmesi
• Zihinsel düzenleme, yerine getirilmesi olası olmayan inançlarla savaş
• Görsel imaj tekniklerini kazandırma
• Zihinde canlandırma (kendinizi durumla başa çıkarken canlandırmak)
• Düşünce biçimini objektif gerçeklere dayandırma
• Problemi çözmeye yardımcı değerlendirme biçimi
• Diğer insanlarla çatışma ve sürtüşmeleri azaltmaya yönelik bir yaklaşım
• Kişinin kısa ve uzun dönemli amaçlarına katkıda bulunan değerlendirme biçimi
Bu strateji daha aktif bir stratejidir ve duygusal uyarıcıların özelliklerine ilişkin doğru beklentilerin oluşmasını gerektiren, bilgi ve planlı eyleme giden mantıksal bir analiz içerir. Problem odaklı başa çıkmada aşamalar;
• Problemi saptama:
Problemin ne olduğunun açığa kavuşturulması stresin çoğunu hafifletir.
• Seçenekleri gözden geçirme:
Problemi saptadıktan sonra olabildiğince çok seçenek üretmektir.
• Eyleme geçme
• Sonuçları değerlendirme
Duygu odaklı başa çıkma ise; duygunun kontrol edilemeyeceğine, bu nedenle kabullenmesine karar verildiğinde kullanılır. Duygu odaklı başa çıkma, daha pasif bir stratejidir ve birey stres durumunun yarattığı olumsuz duyguları kontrol altına alıp olumlu bir yönde odaklaşmaya çalışır.
Sevgiler...]]>
http://www.dolphintherapy.eu/bb/showthread.php?tid=206
Wed, 11 Nov 2009 12:56:24 +0200http://www.dolphintherapy.eu/bb/showthread.php?tid=206
-Yerde Yüzme Oyunu Yere üst üste birkaç mat sererek bir yüzme havuzu oluşturun. Çocuğunuz havuza atlayarak, karnının üstünde sürünerek öbür uca dek yüzmeli. Çıktığında çıplak ayak ve elleri havlu ile kurulanmalı. Değişik yüzme stilleri de bu aktiviteye ilave edilebilir. (Mat yerine halı veya battaniye de koyabilirsiniz. ) Yüzmeye gitse de bu aktiviteden alacağı çok farklı uyaranlar var.
- Halıda Emekleme Oyunu Emekleme, yuvarlanma, komando sürünmesi, kalçaların üzerinde ilerleme gibi aktiviteler bir rampa üzerinde veya mat- yastık benzeri materyallerle oluşturulan bir tepe üzerinde “lideri takip et” tarzında bir dramatizasyonla uygulanabilir. Ayrıca fok, yılan veya yerde yuvarlanan bir köpek olabilir.
-Halıda Sürükleme Oyunu Yere alçaklı-yüksekli matlar, halılarla bir alan oluşturun. Çocuk sırt üstü veya yüzükoyun pozisyonda biri tarafından sürüklensin. Farklı yönlerde deneyin. Bir mat üzerinde inip-çıkma şeklindeki bu oyunu, kontrollü olarak arkadaşları ile birlikte birbirlerini çekmesi sağlanabilir. Hem çeken hem çekilen çocuk için faydalı bir aktivitedir.
- Top Yuvarlamak Çocuğunuz, yüzükoyun veya sırt üstü yatarken vücudunun üzerinde biraz basınçla top yuvarlayın. Eğer çok kaçınırsa, ısrarcı olmayın. Top dışında etrafta kullandığınız pek çok materyali bu eylem için kullanabilirsiniz.
- Noktayı Bulma Oyunu Çocuğunuzun vücudunun muhtelif yerlerine yumuşak tebeşirle işaret koyun. Çocuğun bu noktaları dokunarak, ovarak, silkeleyerek veya bir bez, havlu ile temizlemesini sağlayın.
- Dağa Tırmanmak Bir çeşit dağ süsü verilmiş bir tepeye karnının üzerinde sürünerek, sadece elleriyle kendisini itmesini sağlayın. Tepeye tırmanıştan sonra yuvarlanma veya kayma ödül olarak verilebilir.
- El Arabası Çocuğunuz elleri üzerinde yürürken siz veya daha güçlü bir çocuk tarafından bacaklarından tutulur (bir ip veya yol üzerinde de olabilir) ileriye gitmesi sağlanır. Oyunun varyasyonları arttırılabilir. Rampalar, merdivenlerde uygulanabilir. Bunu çok dikkatlice çok zorlamadan uygulayalım.
- Resim tahtası Tahta üzerinde her iki elle çizim yapma veya her iki elle aynı/farklı hareketlerle temizleme işlevleri yapılabilir. Traş köpüğü veya yoğun bir kremle aynada ya da farklı bir yüzeyde aynı aktivite uygulanabilir. Ağzına götürme riski nedeniyle krem şanti de uygulanabilir.
- Duvar İtme Her iki elle çocuğun duvarı itmesi ve itebileceği ağırlıkta bir nesneyi yer değiştirmesi sağlanabilir. Arkasından destek oluşturabilirsiniz. Omuzların ve kolların eşit itmelerine dikkat ediniz. Evde Uygulamalara Örnekler
- Yuvarlanmak, takla atmak, atlamak, koşmak, hoplamak. - Bir çok baş ve vücut hareketiyle dans etmek.
- Baş üzerinde bir nesneyi tutarken yuvarlanmak. - Sırt üstü yatıp,dizleri göğüs üzerinde kavrayıp sallanmak.
- Oyun alanı eşyalarını hareket ettirmek, oturmak ve dönmek, trambolinde zıplamak.
- Bir duvarı (ya da bir yetişkini) ellerle, bir diğerini ayaklarla itmek.
- Çocuk sırt üstü uzanmış ve kolları vücuda dik iken kollar, sizi geri itene dek itmek.
- Halat çekme, emekleme, dirsekler üzerinde sürünme, diz üzerinde yürüme (öne,yana,ortaya) - Plastik bir bisiklete binerek itmek
- Hayvan yürüyüşleri; Ayı : Açık bacaklar açık kollara dayanarak Yengeç : Kalça yere değmeden el ve ayaklar üzerinde. Ördek : Ayak bileklerini ellerle tutarak. Sakat Köpek : İki ayakla aynı anda kısa süreli sıçrayışlar. Yılan : Karın üzerinde, el ve ayağın yardımı olmadan. Solucan : Sırt üstü, bacakları yukarı itip sonra vücudu çekerek. Mors : Karın üzerinde, açık kollarla.
- El arabası yürüyüşü
- Dikey bir kara tahtada uzun bir çizim yapmak.
- Sabit olmayan yüzeylerde hareket etmek (şişirilmiş deniz yatağı gibi) gelişimsel pozisyonları sürdürmek. (emekleme, diz üstü, sırt üstü, yüz üstü)
- Tırmanış aktiviteleri
- Engelli bir plan izleme.
- Engelli plan sırasında kaykay sürmek.
- Çocuğun aktiviteler oluşturmasına izin vermek ve çevre düzenlemesine yardım etmesini sağlamak.
- Çocuğun sakız ya da şeker çiğnemesine / emmesine izin verilmelidir.
- Çocuğun gerçekleştirmesi için bir görev sırası hazırlamak, bir görevle başlayıp, üzerine yapılandırmak.
- Çeşitli inşa oyuncakları ve inşa blokları ile oynamak.
- Çocuğun sınıf içinde uygunsa veya evde uyarılmışlık seviyesi düşene dek oturma ve dönmesine imkan sağlanmalıdır.
- Sallanan bir düzlemde sallanma.
- Çocuğun bir hoplama topu üzerinde hoplaması.
- Bir mat üzerinde, farklı pozisyonlarda yuvarlanma
- Oyun alanında çocuğu sallama ve çocuğun kendini durdurmasına izin verme.
- Oyun alanında ya da spor salonunda kaba motor aktiviteler yapma. (koşma, çok hızlı koşma, zıplama)
- Gün içinde çocuğa ağır kitaplar ve objeler taşıtın.
- Çocuğun, ellerini sıranın altına koyup, yukarı doğru itişler yapmasını sağlayın.
Sevgiler]]>
-Yerde Yüzme Oyunu Yere üst üste birkaç mat sererek bir yüzme havuzu oluşturun. Çocuğunuz havuza atlayarak, karnının üstünde sürünerek öbür uca dek yüzmeli. Çıktığında çıplak ayak ve elleri havlu ile kurulanmalı. Değişik yüzme stilleri de bu aktiviteye ilave edilebilir. (Mat yerine halı veya battaniye de koyabilirsiniz. ) Yüzmeye gitse de bu aktiviteden alacağı çok farklı uyaranlar var.
- Halıda Emekleme Oyunu Emekleme, yuvarlanma, komando sürünmesi, kalçaların üzerinde ilerleme gibi aktiviteler bir rampa üzerinde veya mat- yastık benzeri materyallerle oluşturulan bir tepe üzerinde “lideri takip et” tarzında bir dramatizasyonla uygulanabilir. Ayrıca fok, yılan veya yerde yuvarlanan bir köpek olabilir.
-Halıda Sürükleme Oyunu Yere alçaklı-yüksekli matlar, halılarla bir alan oluşturun. Çocuk sırt üstü veya yüzükoyun pozisyonda biri tarafından sürüklensin. Farklı yönlerde deneyin. Bir mat üzerinde inip-çıkma şeklindeki bu oyunu, kontrollü olarak arkadaşları ile birlikte birbirlerini çekmesi sağlanabilir. Hem çeken hem çekilen çocuk için faydalı bir aktivitedir.
- Top Yuvarlamak Çocuğunuz, yüzükoyun veya sırt üstü yatarken vücudunun üzerinde biraz basınçla top yuvarlayın. Eğer çok kaçınırsa, ısrarcı olmayın. Top dışında etrafta kullandığınız pek çok materyali bu eylem için kullanabilirsiniz.
- Noktayı Bulma Oyunu Çocuğunuzun vücudunun muhtelif yerlerine yumuşak tebeşirle işaret koyun. Çocuğun bu noktaları dokunarak, ovarak, silkeleyerek veya bir bez, havlu ile temizlemesini sağlayın.
- Dağa Tırmanmak Bir çeşit dağ süsü verilmiş bir tepeye karnının üzerinde sürünerek, sadece elleriyle kendisini itmesini sağlayın. Tepeye tırmanıştan sonra yuvarlanma veya kayma ödül olarak verilebilir.
- El Arabası Çocuğunuz elleri üzerinde yürürken siz veya daha güçlü bir çocuk tarafından bacaklarından tutulur (bir ip veya yol üzerinde de olabilir) ileriye gitmesi sağlanır. Oyunun varyasyonları arttırılabilir. Rampalar, merdivenlerde uygulanabilir. Bunu çok dikkatlice çok zorlamadan uygulayalım.
- Resim tahtası Tahta üzerinde her iki elle çizim yapma veya her iki elle aynı/farklı hareketlerle temizleme işlevleri yapılabilir. Traş köpüğü veya yoğun bir kremle aynada ya da farklı bir yüzeyde aynı aktivite uygulanabilir. Ağzına götürme riski nedeniyle krem şanti de uygulanabilir.
- Duvar İtme Her iki elle çocuğun duvarı itmesi ve itebileceği ağırlıkta bir nesneyi yer değiştirmesi sağlanabilir. Arkasından destek oluşturabilirsiniz. Omuzların ve kolların eşit itmelerine dikkat ediniz. Evde Uygulamalara Örnekler
- Yuvarlanmak, takla atmak, atlamak, koşmak, hoplamak. - Bir çok baş ve vücut hareketiyle dans etmek.
- Baş üzerinde bir nesneyi tutarken yuvarlanmak. - Sırt üstü yatıp,dizleri göğüs üzerinde kavrayıp sallanmak.
- Oyun alanı eşyalarını hareket ettirmek, oturmak ve dönmek, trambolinde zıplamak.
- Bir duvarı (ya da bir yetişkini) ellerle, bir diğerini ayaklarla itmek.
- Çocuk sırt üstü uzanmış ve kolları vücuda dik iken kollar, sizi geri itene dek itmek.
- Halat çekme, emekleme, dirsekler üzerinde sürünme, diz üzerinde yürüme (öne,yana,ortaya) - Plastik bir bisiklete binerek itmek
- Hayvan yürüyüşleri; Ayı : Açık bacaklar açık kollara dayanarak Yengeç : Kalça yere değmeden el ve ayaklar üzerinde. Ördek : Ayak bileklerini ellerle tutarak. Sakat Köpek : İki ayakla aynı anda kısa süreli sıçrayışlar. Yılan : Karın üzerinde, el ve ayağın yardımı olmadan. Solucan : Sırt üstü, bacakları yukarı itip sonra vücudu çekerek. Mors : Karın üzerinde, açık kollarla.
- El arabası yürüyüşü
- Dikey bir kara tahtada uzun bir çizim yapmak.
- Sabit olmayan yüzeylerde hareket etmek (şişirilmiş deniz yatağı gibi) gelişimsel pozisyonları sürdürmek. (emekleme, diz üstü, sırt üstü, yüz üstü)
- Tırmanış aktiviteleri
- Engelli bir plan izleme.
- Engelli plan sırasında kaykay sürmek.
- Çocuğun aktiviteler oluşturmasına izin vermek ve çevre düzenlemesine yardım etmesini sağlamak.
- Çocuğun sakız ya da şeker çiğnemesine / emmesine izin verilmelidir.
- Çocuğun gerçekleştirmesi için bir görev sırası hazırlamak, bir görevle başlayıp, üzerine yapılandırmak.
- Çeşitli inşa oyuncakları ve inşa blokları ile oynamak.
- Çocuğun sınıf içinde uygunsa veya evde uyarılmışlık seviyesi düşene dek oturma ve dönmesine imkan sağlanmalıdır.
- Sallanan bir düzlemde sallanma.
- Çocuğun bir hoplama topu üzerinde hoplaması.
- Bir mat üzerinde, farklı pozisyonlarda yuvarlanma
- Oyun alanında çocuğu sallama ve çocuğun kendini durdurmasına izin verme.
- Oyun alanında ya da spor salonunda kaba motor aktiviteler yapma. (koşma, çok hızlı koşma, zıplama)
- Gün içinde çocuğa ağır kitaplar ve objeler taşıtın.
- Çocuğun, ellerini sıranın altına koyup, yukarı doğru itişler yapmasını sağlayın.
Sevgiler]]>
http://www.dolphintherapy.eu/bb/showthread.php?tid=205
Mon, 09 Nov 2009 14:45:25 +0200http://www.dolphintherapy.eu/bb/showthread.php?tid=205
İn the summer of 2007 was when we first came to Dolphin therapy, and met Dr.Kemaloglu.
Ever since then its been 3 years that we have been coming to the therapy and we have seen so much development from my brother.
My brother Metin Koç suffers from autism which is an illness which causes delayed development and learning difficulties, at the moment he is at a special school for chıldren in London/England.
Every tıme we come to the terapy we are welcomed in such a possitive way that even that helps. the therapists offer a good enviroment for the familys and are constantly in playing and looking after the chıldren, also this helps the parents and carers to take a sit back, and share the opinions and thoughts with the other parents, because usualy when you have a Special chıld you cant realy have some time for yourself, it alows your chıld to be away from you and this builds their confidence.
Metin has been developing ın such a unbelieveable way that we could never had thought, he speach has improved, eye contct, interaction with others, self confidence, he has calmed down and also walking patern.
We are so happy with the service that Dr.Murat offers, i would recomend this to everybody. because it is more effectfull than it seems.
Zeynep KOÇ]]>
İn the summer of 2007 was when we first came to Dolphin therapy, and met Dr.Kemaloglu.
Ever since then its been 3 years that we have been coming to the therapy and we have seen so much development from my brother.
My brother Metin Koç suffers from autism which is an illness which causes delayed development and learning difficulties, at the moment he is at a special school for chıldren in London/England.
Every tıme we come to the terapy we are welcomed in such a possitive way that even that helps. the therapists offer a good enviroment for the familys and are constantly in playing and looking after the chıldren, also this helps the parents and carers to take a sit back, and share the opinions and thoughts with the other parents, because usualy when you have a Special chıld you cant realy have some time for yourself, it alows your chıld to be away from you and this builds their confidence.
Metin has been developing ın such a unbelieveable way that we could never had thought, he speach has improved, eye contct, interaction with others, self confidence, he has calmed down and also walking patern.
We are so happy with the service that Dr.Murat offers, i would recomend this to everybody. because it is more effectfull than it seems.
Zeynep KOÇ]]>
http://www.dolphintherapy.eu/bb/showthread.php?tid=4
Sun, 09 Aug 2009 16:10:38 +0300http://www.dolphintherapy.eu/bb/showthread.php?tid=4
* kendi kendine oynayan, oyuncaklar yerine baþka þeyleri oyun aracý seçen...
* çevreye kendi ihtiyacý olmadýðýnda ilgi göstermeyen...
* hiç konuþmayan ya da yalnýzca kendi gerek duyduðunda tek tek kelimeler kullanan. zaman zaman duymadýðý düþünülen, týpký kelimeleri tekrarlayan ya da sizin söylediðinizi tekrarlayan...
* kendinden "sen" veya "o" diye bahseden. kendi kendine kelimeler üretip, kullanan...
* aþýrý titiz olabilen, üzerine su damladýðýnda bile huzursuz olan...
* göz temasý kurmaktan kaçýnan...
* el çýrpma, kanat çýrpar gibi yapma, dönme gibi tekrarlayýcý hareketleri bulunmakta olan...
* acýya, sýcaða, soðuða pek tepki vermeyen...
* yaþýtlarýyla ideal iliþki kuramayan...
* pekçok þeye ilgi göstermezken, müzik sesi gibi bazý þeylere aþýrý ilgi belirten... bu nedenle ailelerin, çocuklarýnýn reklamlar ya da klip kanallarýný izlerken saatlerce sessiz kalýp, kendilerini oyalamalarýndan mutlu olmamalarý gerekmektedir. aksine bu durumu önlenmeleri ve oluyorsa sebebini araþtýrmalarý þarttýr. bu belirtileri taþýyan bir çocukla karþýlaþýrsak bu tanýyý düþünmek zorundayýz. hepsinin birden olmasý gerekmez. otistik olmasa bile benzer bulgular taþýyan baþka bir sorunla karþý karþýya olduðumuzu düþünmekte fayda var.
ne yapabiliriz?
öncelikle unutulmamasý gereken þey, ne kadar erken tanýnýrsa gelecek o kadar iyi olur. bir ailenin çocuðunun deðiþik olduðunu kabul etmesi kolay deðildir. ama gecikilen her müddet çocuðun aleyhine iþler. çünkü tedavide en önemli bölüm, erken baþlanan özel eðitimdir. çocuðunuzun farklýlýðýný hissettiðiniz an bir uzmana baþvurmalýsýnýz. gerekli testler ve incelemelerden sonra taný konursa, sizin ve çocuðunuzun eðitime derhal baþlamasý, gerekirse bazý durumlar için ilaç kullanmasý gerekmektedir.
zorluklar
otizmden bahsedince ailelerin ve çocuklarýn zorluklarýndan da bahsetmek gerekmektedir. ilk güçlük bu tanýyý kabullenmektir. bu aþamanýn çabuk aþýlmasý mühimdir. ama sorunlarýn bitmesi demek deðildir. çok vakit ve emek isteyen bir süreçtir. ülkemiz koþullarýnda eðitmen ve eðitim kurumu bulmanýn zor olduðu bir süreçtir. okula baþlama yaþý geldiðinde, gidebilecek durumdaysa kabullenecek ve iyi ele alacak okul bulmanýn çok zor olduðu bir süreçtir. sokaða çýktýðýnýzda, yemeðe gittiðinizde çevredekilere çocuðunuzu anlatabilmenin yorucu olduðu bir süreçtir. bir miktar mola almak istediðinizde gönül rahatlýðýyla bir hafta olsun býrakabileceðiniz bir kurumun olmadýðý þartlarda yýpratýcýdýr. tüm bunlara karþýn yapabileceðiniz çok þey bulunmakta olan ve yaptýðýnýzda sizi ve çocuðunuzu mutlu eden bir süreçtir. yeter ki bunun kısa mesafe koşusu deðil, bir maraton olduðunu, nefesinizi ve gücünüzü iyi kullanmanız gerektiğini unutmayın.]]>
* kendi kendine oynayan, oyuncaklar yerine baþka þeyleri oyun aracý seçen...
* çevreye kendi ihtiyacý olmadýðýnda ilgi göstermeyen...
* hiç konuþmayan ya da yalnýzca kendi gerek duyduðunda tek tek kelimeler kullanan. zaman zaman duymadýðý düþünülen, týpký kelimeleri tekrarlayan ya da sizin söylediðinizi tekrarlayan...
* kendinden "sen" veya "o" diye bahseden. kendi kendine kelimeler üretip, kullanan...
* aþýrý titiz olabilen, üzerine su damladýðýnda bile huzursuz olan...
* göz temasý kurmaktan kaçýnan...
* el çýrpma, kanat çýrpar gibi yapma, dönme gibi tekrarlayýcý hareketleri bulunmakta olan...
* acýya, sýcaða, soðuða pek tepki vermeyen...
* yaþýtlarýyla ideal iliþki kuramayan...
* pekçok þeye ilgi göstermezken, müzik sesi gibi bazý þeylere aþýrý ilgi belirten... bu nedenle ailelerin, çocuklarýnýn reklamlar ya da klip kanallarýný izlerken saatlerce sessiz kalýp, kendilerini oyalamalarýndan mutlu olmamalarý gerekmektedir. aksine bu durumu önlenmeleri ve oluyorsa sebebini araþtýrmalarý þarttýr. bu belirtileri taþýyan bir çocukla karþýlaþýrsak bu tanýyý düþünmek zorundayýz. hepsinin birden olmasý gerekmez. otistik olmasa bile benzer bulgular taþýyan baþka bir sorunla karþý karþýya olduðumuzu düþünmekte fayda var.
ne yapabiliriz?
öncelikle unutulmamasý gereken þey, ne kadar erken tanýnýrsa gelecek o kadar iyi olur. bir ailenin çocuðunun deðiþik olduðunu kabul etmesi kolay deðildir. ama gecikilen her müddet çocuðun aleyhine iþler. çünkü tedavide en önemli bölüm, erken baþlanan özel eðitimdir. çocuðunuzun farklýlýðýný hissettiðiniz an bir uzmana baþvurmalýsýnýz. gerekli testler ve incelemelerden sonra taný konursa, sizin ve çocuðunuzun eðitime derhal baþlamasý, gerekirse bazý durumlar için ilaç kullanmasý gerekmektedir.
zorluklar
otizmden bahsedince ailelerin ve çocuklarýn zorluklarýndan da bahsetmek gerekmektedir. ilk güçlük bu tanýyý kabullenmektir. bu aþamanýn çabuk aþýlmasý mühimdir. ama sorunlarýn bitmesi demek deðildir. çok vakit ve emek isteyen bir süreçtir. ülkemiz koþullarýnda eðitmen ve eðitim kurumu bulmanýn zor olduðu bir süreçtir. okula baþlama yaþý geldiðinde, gidebilecek durumdaysa kabullenecek ve iyi ele alacak okul bulmanýn çok zor olduðu bir süreçtir. sokaða çýktýðýnýzda, yemeðe gittiðinizde çevredekilere çocuðunuzu anlatabilmenin yorucu olduðu bir süreçtir. bir miktar mola almak istediðinizde gönül rahatlýðýyla bir hafta olsun býrakabileceðiniz bir kurumun olmadýðý þartlarda yýpratýcýdýr. tüm bunlara karþýn yapabileceðiniz çok þey bulunmakta olan ve yaptýðýnýzda sizi ve çocuðunuzu mutlu eden bir süreçtir. yeter ki bunun kısa mesafe koşusu deðil, bir maraton olduðunu, nefesinizi ve gücünüzü iyi kullanmanız gerektiğini unutmayın.]]>
http://www.dolphintherapy.eu/bb/showthread.php?tid=5
Sun, 09 Aug 2009 16:07:21 +0300http://www.dolphintherapy.eu/bb/showthread.php?tid=5
40'li yillardan gunumuze 80,000 kimyasal maddenin hayatimizin her asamasinda bizi zehirledigini biliyoruz. Har yil buna 2000 yeni kimyasal madde (cogu toksin) ekleniyor.
Cem Bey ile yakinda yayinliyacagimiz kitaptaki bir bolumu sizlere aktariyorum.
Saygilarimla
A.Aydin
Klasik noropsikiatrlar da 50-60 yil gibi oldukca kisa zaman dilim araliginda genetik bir hastaligin sikliginin bu kadar artmamasi gerektigini tabii ki bilmektedirler. Ama onlarin bircogu otizm sikliginin yillar icinde artmadigini sadece tani kriterlerinin degistigi ya da hekimler ve aileler bu konunun uzerine cok dustugu icin otistik cocuk sayisinin artmis gibi gorundugunu iddia etmektedirler.
Acaba bu ne kadar dogrudur? 1950 yilinda hekimlige baslayan William Crook isimli bir doktor hastalik tablosunu hakkinda yeterli bilgisi olmasina ragmen ilk otizm tanisini 24 yil sonra 1973’te koymustur. Daha sonra da tani koydugu hastalarin sayisi hizla artmistir.
Bu durumu daha iyi aydinlatmak icin Mark R Blaxill isimli bir bilim adami 1960-2004 yillari arasinda yapilan elliden fazla otizm siklik calismasinin meta analizini yapmistir. Bu analize gore otizmdeki artista tani kriterlerinin degismesinin fazla bir payinin olmadigini kanitlamistir.
Blaxill’in yaptigi cok ayrintili incelemeye gore yetmisli yillarda ABD’de 3/10,000’in altinda olan otizm sikligi, doksanli yillarda 30/100,000’in uzerine cikmistir; yani 20 yillik zaman diliminde en az on kat artmistir. Otizm spektrumu tumu ile dikkate alindiginda ayni zaman diliminde 5-10/10,000 olan siklik 50-80/10,000’ e yukselmistir.
Britanya’da ise seksenli yillarda 10/10,000’in altinda olan otizm sikligi, doksanli yillarda 30/100,000’in uzerine cikmistir.
2002 yilinda California’da yapilan bir calismada ise otizm sikligi 1/166 (60/10,000) olarak bulunmustur. Biard ve arkadaslarin Britanya’nin bazi bolgelerinde yapilan ve unlu Lancet dergisinde 2006 yilinda yayinlanan bir calismasinda ise 1/86 (60/10,000) gibi cok daha yuksek bir oran saptanmistir.
Ulkemizde detayli bir toplum arastirmasi yoktur, fakat bizdeki sikligin da 40-60/10,000 dolaylarinda oldugu sanilmaktadir.
1987’den 1998’e kadar olan 10 yillik zaman diliminde California’da otizm nedeni ile tedavi goren cocuk sayisi 2.7 kez artmistir. 1991’den 1997 yillari arasindaki artis ise 5.6 kattir.
Butun bu arastirmalar otizmin muazzam bir sekilde arttigini ve bu durumun temel olarak sadece genetik nedenli olmayacagini, cevresel faktorlerin otizm tablosunun olusumunda cok daha onemli rollerinin oldugunu kuvvetle dusundurmektedir.
Buna ragmen maalesef bircok noropsikiatra gore otizm iyilesme umudu olmayan genetik kusurlarin neden oldugu bir davranis bozuklugu tablosu idi. Bu anlayis gunumuzde bile buyuk bir taraftar bulmaktadir.
KAYNAKLAR
· Baird G, Simonoff E, Pickles A et al., Prevalence of disorders of the autism spectrum in a population cohort of children in South Thames: the special needs and autism project (SNAP), Lancet 368 (2006) (9531), pp. 210–215.
· Bertrand J, Mars A, Boyle C, et al. Prevalence of autism in a United States population: the Brick Township, New Jersey, investigation. Pediatrics 2001; 108:1155-1161.
· Blaxill MF, Baskin DS, Spitzer WO. Commentary: Blaxill, Baskin, and Spitzer on Croen et al. (2002), the changing prevalence of autism in California. J Autism Dev D/sord 2003;33:223- 226.
· California Department of Developmental Services. Autistic Spectrum Disorders Changes in the California Caseload An Update: 1999 through 2002. Sacramento, Calif.: State of California; 2003.
· Frombonne E. Prevalence of childhood disintegrative disorder. Autism, 2002; 6(2): 149-157.
· Kidd PM. Autism, an extreme challenge to integrative medicine. Part 1: the knowledge base. Altern Med Rev 2002;7(4):292- 316
· Mark R Blaxill. What's Going On? The Question of Time Trends in Autism. Public Health Rep. 2004; 119(6): 536–551.
· Newschaffer CJ, Falb MD, Gurney JG. National autism prevalence trends from United States special education data. Pediatrics 2005;115:e277- e282.
· World Health Organization. Environmental Health Criteria. 118, Ýnorganic Mercury (Friber Ý, ed) WHO Geneva 1991.
· Yeargin-Allsopp M, Rice C, KarapurkarT, etal. Prevalence of autism in a US metropolitan area. JAMA 2003;289:49- 55.]]>
40'li yillardan gunumuze 80,000 kimyasal maddenin hayatimizin her asamasinda bizi zehirledigini biliyoruz. Har yil buna 2000 yeni kimyasal madde (cogu toksin) ekleniyor.
Cem Bey ile yakinda yayinliyacagimiz kitaptaki bir bolumu sizlere aktariyorum.
Saygilarimla
A.Aydin
Klasik noropsikiatrlar da 50-60 yil gibi oldukca kisa zaman dilim araliginda genetik bir hastaligin sikliginin bu kadar artmamasi gerektigini tabii ki bilmektedirler. Ama onlarin bircogu otizm sikliginin yillar icinde artmadigini sadece tani kriterlerinin degistigi ya da hekimler ve aileler bu konunun uzerine cok dustugu icin otistik cocuk sayisinin artmis gibi gorundugunu iddia etmektedirler.
Acaba bu ne kadar dogrudur? 1950 yilinda hekimlige baslayan William Crook isimli bir doktor hastalik tablosunu hakkinda yeterli bilgisi olmasina ragmen ilk otizm tanisini 24 yil sonra 1973’te koymustur. Daha sonra da tani koydugu hastalarin sayisi hizla artmistir.
Bu durumu daha iyi aydinlatmak icin Mark R Blaxill isimli bir bilim adami 1960-2004 yillari arasinda yapilan elliden fazla otizm siklik calismasinin meta analizini yapmistir. Bu analize gore otizmdeki artista tani kriterlerinin degismesinin fazla bir payinin olmadigini kanitlamistir.
Blaxill’in yaptigi cok ayrintili incelemeye gore yetmisli yillarda ABD’de 3/10,000’in altinda olan otizm sikligi, doksanli yillarda 30/100,000’in uzerine cikmistir; yani 20 yillik zaman diliminde en az on kat artmistir. Otizm spektrumu tumu ile dikkate alindiginda ayni zaman diliminde 5-10/10,000 olan siklik 50-80/10,000’ e yukselmistir.
Britanya’da ise seksenli yillarda 10/10,000’in altinda olan otizm sikligi, doksanli yillarda 30/100,000’in uzerine cikmistir.
2002 yilinda California’da yapilan bir calismada ise otizm sikligi 1/166 (60/10,000) olarak bulunmustur. Biard ve arkadaslarin Britanya’nin bazi bolgelerinde yapilan ve unlu Lancet dergisinde 2006 yilinda yayinlanan bir calismasinda ise 1/86 (60/10,000) gibi cok daha yuksek bir oran saptanmistir.
Ulkemizde detayli bir toplum arastirmasi yoktur, fakat bizdeki sikligin da 40-60/10,000 dolaylarinda oldugu sanilmaktadir.
1987’den 1998’e kadar olan 10 yillik zaman diliminde California’da otizm nedeni ile tedavi goren cocuk sayisi 2.7 kez artmistir. 1991’den 1997 yillari arasindaki artis ise 5.6 kattir.
Butun bu arastirmalar otizmin muazzam bir sekilde arttigini ve bu durumun temel olarak sadece genetik nedenli olmayacagini, cevresel faktorlerin otizm tablosunun olusumunda cok daha onemli rollerinin oldugunu kuvvetle dusundurmektedir.
Buna ragmen maalesef bircok noropsikiatra gore otizm iyilesme umudu olmayan genetik kusurlarin neden oldugu bir davranis bozuklugu tablosu idi. Bu anlayis gunumuzde bile buyuk bir taraftar bulmaktadir.
KAYNAKLAR
· Baird G, Simonoff E, Pickles A et al., Prevalence of disorders of the autism spectrum in a population cohort of children in South Thames: the special needs and autism project (SNAP), Lancet 368 (2006) (9531), pp. 210–215.
· Bertrand J, Mars A, Boyle C, et al. Prevalence of autism in a United States population: the Brick Township, New Jersey, investigation. Pediatrics 2001; 108:1155-1161.
· Blaxill MF, Baskin DS, Spitzer WO. Commentary: Blaxill, Baskin, and Spitzer on Croen et al. (2002), the changing prevalence of autism in California. J Autism Dev D/sord 2003;33:223- 226.
· California Department of Developmental Services. Autistic Spectrum Disorders Changes in the California Caseload An Update: 1999 through 2002. Sacramento, Calif.: State of California; 2003.
· Frombonne E. Prevalence of childhood disintegrative disorder. Autism, 2002; 6(2): 149-157.
· Kidd PM. Autism, an extreme challenge to integrative medicine. Part 1: the knowledge base. Altern Med Rev 2002;7(4):292- 316
· Mark R Blaxill. What's Going On? The Question of Time Trends in Autism. Public Health Rep. 2004; 119(6): 536–551.
· Newschaffer CJ, Falb MD, Gurney JG. National autism prevalence trends from United States special education data. Pediatrics 2005;115:e277- e282.
· World Health Organization. Environmental Health Criteria. 118, Ýnorganic Mercury (Friber Ý, ed) WHO Geneva 1991.
· Yeargin-Allsopp M, Rice C, KarapurkarT, etal. Prevalence of autism in a US metropolitan area. JAMA 2003;289:49- 55.]]>